Paragrafta Yardımcı Düşünceler Soruları

1. (1) İnsan beyni, hiç beklenmedik anlarda mucizeler yaratabi-
lebilecek kadar güçlü bir tedavi aracı olabiliyor. (II) Ancak plase-
bo etkisi, pozitif düşüncenin biraz daha ötesinde bir hadise.
(III) Bu alanda araştırmalar yapan Prof. Dr. Ted Kaptchuk pla-
seboyu, "uygulanan tedavinin gerçek olduğuna inanmak, bu
sayede beyin ve vücut arasında güçlü bir bağ kurulması" ola-
rak tanımlıyor. (IV) Hastalara, aslında farmakolojik olarak hiçbir
etkisi olmayan haplar veriliyor ve hastalar, bu tedavinin ger-
çek olduğunu zannettikleri için daha iyi hissetmeye başlıyorlar.
(V) Plasebo etkisi, geliştirilen tedavi veya ilacın gerçek etkisinin
ölçülebilmesi için yapılan deneylerde kullanılıyor. (VI) Plasebo
grubundaki iyileşme oranı uzmanlara, farmakolojik bir etki
olmadan da tedavinin mümkün olabileceğine dair pozitif bir
işaret veriyor. (VII) Uzmanların henüz plasebonun nasıl çalıştı-
ğına dair kesin bir bilgisi yok ancak kompleks bir nörobiyolojik
reaksiyon yarattığı düşünülüyor.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf
numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
C) IV D) V
A) II
B) III
E) VI
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
1. (1) İnsan beyni, hiç beklenmedik anlarda mucizeler yaratabi- lebilecek kadar güçlü bir tedavi aracı olabiliyor. (II) Ancak plase- bo etkisi, pozitif düşüncenin biraz daha ötesinde bir hadise. (III) Bu alanda araştırmalar yapan Prof. Dr. Ted Kaptchuk pla- seboyu, "uygulanan tedavinin gerçek olduğuna inanmak, bu sayede beyin ve vücut arasında güçlü bir bağ kurulması" ola- rak tanımlıyor. (IV) Hastalara, aslında farmakolojik olarak hiçbir etkisi olmayan haplar veriliyor ve hastalar, bu tedavinin ger- çek olduğunu zannettikleri için daha iyi hissetmeye başlıyorlar. (V) Plasebo etkisi, geliştirilen tedavi veya ilacın gerçek etkisinin ölçülebilmesi için yapılan deneylerde kullanılıyor. (VI) Plasebo grubundaki iyileşme oranı uzmanlara, farmakolojik bir etki olmadan da tedavinin mümkün olabileceğine dair pozitif bir işaret veriyor. (VII) Uzmanların henüz plasebonun nasıl çalıştı- ğına dair kesin bir bilgisi yok ancak kompleks bir nörobiyolojik reaksiyon yarattığı düşünülüyor. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar? C) IV D) V A) II B) III E) VI
37-38. soruları aşağıdaki parçaya göre
cevaplayınız.
Glikoz, vücudumuzun temel şekeridir. Fruktoz ise vücudun
enerji ihtiyacını karşılamak için kullandığı basit şekerdir.
Mesela sebzelerde, meyvelerde doğal olarak bulunur.
Glikoz ve fruktoz yan yana geldiğinde "sakkoroz" meydana
gelir. Yani şeker pancarı ya da şeker kamışındaki şeker
budur, bu çaya da konan şekerdir. Şekere bağımlı olmak
aslında psikolojik değil, biyolojik sebeplerden kaynaklanır.
Zira hormon ve hücreler arası iletişimi sağlayan kimyasallar
şeker alışkanlığını kışkırtır. Dahası şekerli bir yiyecek ya
da içecek sadece kan şekerini ve insülini yükseltip kişinin
daha fazla şeker istemesine sebep olmakla kalmaz,
aynı zamanda beyinde de değişikliklere yol açar. Ancak
hücrelerimizin normal fonksiyonlarını sürdürebilmeleri için
her gün az da olsa doğal şekere ihtiyacımız var.
38. Bu parçada şeker ile ilgili aşağıdakilerden hangisine
değinilmemiştir?
A) Farklı türlerine
B) İnsan biyolojisi üzerindeki etkisine
C) Bağımlılık nedenine
D) Canlı psikolojisine etkisine
E) Hangi besinlerde bulunduğuna
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
37-38. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız. Glikoz, vücudumuzun temel şekeridir. Fruktoz ise vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için kullandığı basit şekerdir. Mesela sebzelerde, meyvelerde doğal olarak bulunur. Glikoz ve fruktoz yan yana geldiğinde "sakkoroz" meydana gelir. Yani şeker pancarı ya da şeker kamışındaki şeker budur, bu çaya da konan şekerdir. Şekere bağımlı olmak aslında psikolojik değil, biyolojik sebeplerden kaynaklanır. Zira hormon ve hücreler arası iletişimi sağlayan kimyasallar şeker alışkanlığını kışkırtır. Dahası şekerli bir yiyecek ya da içecek sadece kan şekerini ve insülini yükseltip kişinin daha fazla şeker istemesine sebep olmakla kalmaz, aynı zamanda beyinde de değişikliklere yol açar. Ancak hücrelerimizin normal fonksiyonlarını sürdürebilmeleri için her gün az da olsa doğal şekere ihtiyacımız var. 38. Bu parçada şeker ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir? A) Farklı türlerine B) İnsan biyolojisi üzerindeki etkisine C) Bağımlılık nedenine D) Canlı psikolojisine etkisine E) Hangi besinlerde bulunduğuna
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI
1. Pizza, Latincede ezmek ve öğütmek anlamına gelen
"pinsere" fiilinden gelmektedir. Misirlilar, Babilliler, İs-
railliler ve Antik Orta Doğu topluluklarının pişirip yediği
mayasız yassı ekmek zamanla günümüze ulaşmış hat-
ta Romalılar ve Mısırlılar pişirdikleri ekmeklerin üstüne
çeşitli yağ ve baharatlar ekleyerek bu ekmekleri tüket-
mişlerdir. Yunanistan'da ise "pita" sözcüğü ve bizdeki
pide sözcüğü pizza ile benzerlik göstermektedir. Buna
dayanarak pizza, pide, lahmacun gibi hamursu ürünle-
rin Akdeniz yörelerinden çıktığı söylenmektedir. Aslın-
da pizza mozzarella peyniri ve domatesin birlikteliğiyle
yoksul İtalyan halkının vazgeçilmez lezzeti olarak yüzyıl-
larca tüketilmiştir. Dünya çapında bir üne kavuşmasının
hikâyesi ise 1889 yılında Kraliçe Margherita'nın moz-
zarella peyniri, domates ve fesleğen ile süslenmiş piz-
zayı tatması ile başlamıştır. Bu tarihe kadar yoksul halk
tarafından tüketilen pizza, kraliçenin kendisine sunulan
pizzayı beğenip aşçı Esposito'ya bir teşekkür mektubu
göndermesi ile zengin halkın da sofrasına girmeye baş-
lamıştır.
Bu parçanın anlatımında,
11. Örneklendirme
II. Sayısal verilerden yararlanma
H. Tanımlama
gibi düşünceyi geliştirme yollarından hangilerine yer
verilmiştir?
A) Yalnız I
D) II ve III
B) I ve II
C) I ve III
E) I, II ve III
ANTIKOR
2.
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI 1. Pizza, Latincede ezmek ve öğütmek anlamına gelen "pinsere" fiilinden gelmektedir. Misirlilar, Babilliler, İs- railliler ve Antik Orta Doğu topluluklarının pişirip yediği mayasız yassı ekmek zamanla günümüze ulaşmış hat- ta Romalılar ve Mısırlılar pişirdikleri ekmeklerin üstüne çeşitli yağ ve baharatlar ekleyerek bu ekmekleri tüket- mişlerdir. Yunanistan'da ise "pita" sözcüğü ve bizdeki pide sözcüğü pizza ile benzerlik göstermektedir. Buna dayanarak pizza, pide, lahmacun gibi hamursu ürünle- rin Akdeniz yörelerinden çıktığı söylenmektedir. Aslın- da pizza mozzarella peyniri ve domatesin birlikteliğiyle yoksul İtalyan halkının vazgeçilmez lezzeti olarak yüzyıl- larca tüketilmiştir. Dünya çapında bir üne kavuşmasının hikâyesi ise 1889 yılında Kraliçe Margherita'nın moz- zarella peyniri, domates ve fesleğen ile süslenmiş piz- zayı tatması ile başlamıştır. Bu tarihe kadar yoksul halk tarafından tüketilen pizza, kraliçenin kendisine sunulan pizzayı beğenip aşçı Esposito'ya bir teşekkür mektubu göndermesi ile zengin halkın da sofrasına girmeye baş- lamıştır. Bu parçanın anlatımında, 11. Örneklendirme II. Sayısal verilerden yararlanma H. Tanımlama gibi düşünceyi geliştirme yollarından hangilerine yer verilmiştir? A) Yalnız I D) II ve III B) I ve II C) I ve III E) I, II ve III ANTIKOR 2.
19 GÜN
PARAGRAF
16. AVM'ler yaşamımızın merkezinde yer alıyor artık. Her gün,
işimiz olsun ya da olmasın, bir AVM'ye gidiyoruz. AVM'le-
re girip çıktıkça daha da doyumsuz ve mutsuz hale geli-
yoruz. Estetikten yoksun koca beton yığınlarının kıskacın-
daki hayatımız "İstiyorum çünkü istiyorum." gibi bir anlayış
üzerine inşa ediliyor. Yedikçe hızla acıktıran bir obezlik bi-
zimkisi. İnsanın sınır tanımaz arzuları hem onu bunalıma
sürüklüyor hem de ekolojik dengeyi sarsıyor. Fazlası el al-
tinda bulunsun diyerek şişirdiğimiz alışveriş, önünde so-
nunda çöp ev benzeri bir kalabalığa yol açıyor. Biriktirdik-
lerimizi koyacak yer bulamıyoruz odalarda. Bütün bunların
sonucunda "Yarın ne olacak?" ya da "Yarın diye bir şey
olacak mı?" gibi kilit sorular zihnimize üşüşüyor.
Bu parçadan hareketle günümüz insanıyla ilgili aşağı-
dakilerin hangisine ulaşılamaz?
A) Gelecekle ilgili kaygılar taşımaktadır.
B) Bilinçsiz bir tüketim çılgınlığı içindedir.
C) Gündelik sorunlardan AVM'lere sığınarak uzaklaşmak-
tadır.
D) Stoklama anlayışı, evlerde gereksiz eşyaların yığılma-
sına yol açmaktadır.
E) Yaşadığı istek patlaması, kendisine ve doğaya zarar
vermektedir.
18. Romania
cel gerç
seven b
sel ola
dim ki
17. İyi bir film, kötü iş yaptığında, seyirciden başka herkes ve
her şey suçlanır. Hava çok sıcaktı, çok yağışlıydı, o sıra-
da San Remo festivali vardı, bugünlerde hep olduğu gibi
Spielberg filmi vizyona gir-
bitirdil
olanla
soruy
açıda
mekt
nu si
Bu p
gisi
A)
B)
C
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
19 GÜN PARAGRAF 16. AVM'ler yaşamımızın merkezinde yer alıyor artık. Her gün, işimiz olsun ya da olmasın, bir AVM'ye gidiyoruz. AVM'le- re girip çıktıkça daha da doyumsuz ve mutsuz hale geli- yoruz. Estetikten yoksun koca beton yığınlarının kıskacın- daki hayatımız "İstiyorum çünkü istiyorum." gibi bir anlayış üzerine inşa ediliyor. Yedikçe hızla acıktıran bir obezlik bi- zimkisi. İnsanın sınır tanımaz arzuları hem onu bunalıma sürüklüyor hem de ekolojik dengeyi sarsıyor. Fazlası el al- tinda bulunsun diyerek şişirdiğimiz alışveriş, önünde so- nunda çöp ev benzeri bir kalabalığa yol açıyor. Biriktirdik- lerimizi koyacak yer bulamıyoruz odalarda. Bütün bunların sonucunda "Yarın ne olacak?" ya da "Yarın diye bir şey olacak mı?" gibi kilit sorular zihnimize üşüşüyor. Bu parçadan hareketle günümüz insanıyla ilgili aşağı- dakilerin hangisine ulaşılamaz? A) Gelecekle ilgili kaygılar taşımaktadır. B) Bilinçsiz bir tüketim çılgınlığı içindedir. C) Gündelik sorunlardan AVM'lere sığınarak uzaklaşmak- tadır. D) Stoklama anlayışı, evlerde gereksiz eşyaların yığılma- sına yol açmaktadır. E) Yaşadığı istek patlaması, kendisine ve doğaya zarar vermektedir. 18. Romania cel gerç seven b sel ola dim ki 17. İyi bir film, kötü iş yaptığında, seyirciden başka herkes ve her şey suçlanır. Hava çok sıcaktı, çok yağışlıydı, o sıra- da San Remo festivali vardı, bugünlerde hep olduğu gibi Spielberg filmi vizyona gir- bitirdil olanla soruy açıda mekt nu si Bu p gisi A) B) C
9. İnsandaki temel duygular küme kümedir. Nasıl doğa-
da ana renkler ve bunların karışımından doğan deği-
şik renkler mevcutsa üç temel duygumuzdan da farklı
duygular ortaya çıkar. Kırmızı, sarı ve maviye benze-
tebileceğimiz başlıca üç duygu öbeği, sevgi, korku ve
güvendir. Bu kümenin içinde alt duygular vardır. Güven
duygu takımının içinde ise sadakat, gayret, doğruluk
benzeri alt gruplar mevcuttur. Bunların çeşitli oranlarda
karışımı insanı mutluluğa götürür. Sevgi duygusunun
içinde nefret, düşmanlık, utanma ve öfke saklıdır.
Bu parçadan insanın duygularıyla ilgili olarak aşağı-
dakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Doğadaki bütün renkler kırmızı, sarı, maviden ve
bunların karışımdan doğar.
B) Sevgi duygusunun içindeki duyguların çeşitli oran-
larda karışım insanı mutluluğa götürür.
C) İnsanın bütün duyguları; sevgi, korku ve güven ana
duygularından doğar.
D) Nefret, düşmanlık, utanma ve öfke duyguları sevgi
duygusundan bağımsız değildir.
E) Sadakat, gayret, doğruluk duyguları güven duygu-
suyla bağlantılıdır.
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
9. İnsandaki temel duygular küme kümedir. Nasıl doğa- da ana renkler ve bunların karışımından doğan deği- şik renkler mevcutsa üç temel duygumuzdan da farklı duygular ortaya çıkar. Kırmızı, sarı ve maviye benze- tebileceğimiz başlıca üç duygu öbeği, sevgi, korku ve güvendir. Bu kümenin içinde alt duygular vardır. Güven duygu takımının içinde ise sadakat, gayret, doğruluk benzeri alt gruplar mevcuttur. Bunların çeşitli oranlarda karışımı insanı mutluluğa götürür. Sevgi duygusunun içinde nefret, düşmanlık, utanma ve öfke saklıdır. Bu parçadan insanın duygularıyla ilgili olarak aşağı- dakilerden hangisine ulaşılamaz? A) Doğadaki bütün renkler kırmızı, sarı, maviden ve bunların karışımdan doğar. B) Sevgi duygusunun içindeki duyguların çeşitli oran- larda karışım insanı mutluluğa götürür. C) İnsanın bütün duyguları; sevgi, korku ve güven ana duygularından doğar. D) Nefret, düşmanlık, utanma ve öfke duyguları sevgi duygusundan bağımsız değildir. E) Sadakat, gayret, doğruluk duyguları güven duygu- suyla bağlantılıdır.
azarları
oldu-
hiçbir
edebi-
rlerin
e aci
arlar,
ma
sürt
dan
lay
mış
Fik
7.
e
12. Bilindiği gibi Türk edebiyatında "hikâye" çok geniş
anlamlar içeren bir kavramdır. Ilk dönemlerde roman
için bile "hikâye" terimi kullanılmıştır. Örneğin Halit Zi-
ya'nın "roman" üzerine yazdığı kuramsal kitabının ismi
Hikâye'dir. Daha sonra roman terimi kullanılsa bile aynı
anlamda hikâye teriminden de vazgeçilmemiştir. İler-
leyen zamanla birlikte edebiyat dünyamızda "roman"
ve "hikâye" terimleri gerçek anlamlarında kullanılmaya
başlanmıştır. Son dönemlerde hikâye yerine öykü te-
rimi yaygınlık kazanmıştır. Dil tartışmalarına girmeden
söylersek hikâye yerine öykü sözcüğünün benimsen-
mesi, bu anlamda yerinde olmuştur. Çünkü daha çok
anlatılan şey, olay ve konuyu kapsayan bir terim olan
hikâye, öyküyü içermekle birlikte, gündelik dilde geniş
bir anlam alanı olduğu için yanlış anlaşılmalara neden
olmaktaydı. Oysa modern bir form olan öykü, hikâ-
yenin belli bir disiplinle anlatılmasıydı. Böylece öykü
sözcüğüyle birlikte, yeni form olan öykü de yeni adına
kavuşuyordu. Artık roman, öykü değil hikâye anlatıyor;
roman da öykülerden değil, hikâyelerden oluşuyordu.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilme-
miştir?
A) Türk edebiyatının ilk dönemlerinde hikâye teriminin
roman için de kullanılmış olduğuna
B) Halit Ziya'nın öykü yerine hikâye terimini tercih
ettiğine
C) Günümüzde hikâye terimi yerine öykü teriminin
daha çok kullanılmasına
D) Hikâye terimi yerine öykü teriminin yaygınlaşması-
nın doğru olduğuna
E) Öykünün ayrı şey hikâyenin ayrı şey olduğuna
ALTIN ANAHTAR
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
azarları oldu- hiçbir edebi- rlerin e aci arlar, ma sürt dan lay mış Fik 7. e 12. Bilindiği gibi Türk edebiyatında "hikâye" çok geniş anlamlar içeren bir kavramdır. Ilk dönemlerde roman için bile "hikâye" terimi kullanılmıştır. Örneğin Halit Zi- ya'nın "roman" üzerine yazdığı kuramsal kitabının ismi Hikâye'dir. Daha sonra roman terimi kullanılsa bile aynı anlamda hikâye teriminden de vazgeçilmemiştir. İler- leyen zamanla birlikte edebiyat dünyamızda "roman" ve "hikâye" terimleri gerçek anlamlarında kullanılmaya başlanmıştır. Son dönemlerde hikâye yerine öykü te- rimi yaygınlık kazanmıştır. Dil tartışmalarına girmeden söylersek hikâye yerine öykü sözcüğünün benimsen- mesi, bu anlamda yerinde olmuştur. Çünkü daha çok anlatılan şey, olay ve konuyu kapsayan bir terim olan hikâye, öyküyü içermekle birlikte, gündelik dilde geniş bir anlam alanı olduğu için yanlış anlaşılmalara neden olmaktaydı. Oysa modern bir form olan öykü, hikâ- yenin belli bir disiplinle anlatılmasıydı. Böylece öykü sözcüğüyle birlikte, yeni form olan öykü de yeni adına kavuşuyordu. Artık roman, öykü değil hikâye anlatıyor; roman da öykülerden değil, hikâyelerden oluşuyordu. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilme- miştir? A) Türk edebiyatının ilk dönemlerinde hikâye teriminin roman için de kullanılmış olduğuna B) Halit Ziya'nın öykü yerine hikâye terimini tercih ettiğine C) Günümüzde hikâye terimi yerine öykü teriminin daha çok kullanılmasına D) Hikâye terimi yerine öykü teriminin yaygınlaşması- nın doğru olduğuna E) Öykünün ayrı şey hikâyenin ayrı şey olduğuna ALTIN ANAHTAR
no ve
nuçla-
an en
teren
Kili-
miş,
ştir.
er-
ddi
li
3-
15. I. Platon'a göre bilgi deneyden gelmez, akılda doğuş-
tan vardır. Dolayısıyla aklın verdiği bilgi doğrudur.
Il Locke'a göre insan zihni doğuştan boş bir levhadır.
Bu boş levha insanın yaşamdaki deneyimleriyle do-
lar. Bu sebeple deneyim sonucu elde edilen bilgiler
doğrudur.
III. Kant'a göre bilgiye duyu verilerinin zihindeki apriori
formlara göre akıl tarafından düzenlenmesiyle ulaşı-
lir. Duyulara dayanmayan, salt düşünmeyle elde edi-
len bilginin doğruluğu görecelidir.
Bu görüşlerden hareketle;
I. bilginin kaynağı, V
II. bilginin sınırı,
III. bilginin değeri
problemlerinden hangileriyle ilgili fikir edinilebilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
D) I ve III
C) Yalnız III
E), II ve III
17.
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
no ve nuçla- an en teren Kili- miş, ştir. er- ddi li 3- 15. I. Platon'a göre bilgi deneyden gelmez, akılda doğuş- tan vardır. Dolayısıyla aklın verdiği bilgi doğrudur. Il Locke'a göre insan zihni doğuştan boş bir levhadır. Bu boş levha insanın yaşamdaki deneyimleriyle do- lar. Bu sebeple deneyim sonucu elde edilen bilgiler doğrudur. III. Kant'a göre bilgiye duyu verilerinin zihindeki apriori formlara göre akıl tarafından düzenlenmesiyle ulaşı- lir. Duyulara dayanmayan, salt düşünmeyle elde edi- len bilginin doğruluğu görecelidir. Bu görüşlerden hareketle; I. bilginin kaynağı, V II. bilginin sınırı, III. bilginin değeri problemlerinden hangileriyle ilgili fikir edinilebilir? A) Yalnız I B) Yalnız II D) I ve III C) Yalnız III E), II ve III 17.
5-6. soruları aşağıdaki paragrafa göre
Rousseau'ya göre anayasanın tanımı şu şekildedir: Bir devle-
tin nasıl yönetileceğini belirleyen, kişinin hak ve özgürlüklerini
düzenleyen yasaların bütününe anayasa adı verilir. 1762
yılında yayımlanan "Toplum Sözleşmesi" içinde bahsi geçen
bu tanımın günümüz anayasa tanımına ne kadar benzerlik
gösterdiğini vurgulamak isterim. Rousseau anayasanın daha
çok temel hak ve özgürlükler kısmıyla ilgilenmiştir. Bunun
sebebini onun vatan sevgisine, özgürlük aşkına, halkı sömü-
renlere ve eşitsizliğe karşı duyduğu hefrete bağlayabiliriz. Bir
"demokrasi" kitabı olarak nitelendirdiğim bu eseri çok daha
iyi anlayabilmek için Rousseau'nun bize satır aralarında gös-
terdiği işaretleri çok iyi anlamamız gerekiyor. Neden "Toplum
Anayasası" değil de "Toplum Sözleşmesi"? Sözleşme, taraf-
larca gerçekleştirilen bir iradenin beyannamesidir. Bu sözleş-
menin meşruiyet kazanması tarafların bu sözleşmeye rıza
göstermesine bağlıdır. Rousseau'ya göre tarafların birbirin-
den orantısız kazanımlar elde ettiği "sözleşmeler" geçersiz-
dir ve bunu kabul eden halk doğrudan köle statüsündedir.
Dahası kitap içinde "egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait
olduğu" şeklindeki örnekleri bulabilmek mümkündür.
5.
Rousseau ve Toplum Sözleşmesi'nin (konu) edildiği bu
parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz? //
A) Rousseau'nun anayasa tanımının günümüzdeki ile uyum
göstermeyen noktalarının olduğu
B) Sözleşme ile anayasa kavramları arasında tanımsal bir
farklılığın bulunduğu
C) Rousseau'nun anayasanın belli noktaları ile ilgilendiğ
D) Hak ve özgürlüklerle ilgilenmesinin belli başlı nedenlerinin
bulunduğu
E) Tarafların eşit şartlara sahip olmadığı sözleşmelerin
geçerliliklerinin bulunmadığı
6.
Bu paragrafta "toplum sözleşmesi"nin "toplum anayasası"n-
dan farkı hangi gerekçeye dayandırılmıştır?
A) Toplum anayasasının iki tarafın uygunluğuna dayanmadığına
B Toplum sözleşmesinin bireysel özgürlükleri öncelemesine
C) Toplum anayasasının haklar noktasında engelleyici yönüne
D) Toplum sözleşmesinin tarihsel birikimin sonucu olduğuna
E) Toplum anayasasının egemenliği millete vermesine
BENİM HOCAM TAKTİKLERLE PARAGRAF BENİM HOCAM TAKTİKLERLE PARAGRAF BENİM HOCAM TAKTİKLERLE PARAGRAF BENİM HOCAM TAKTIKLERLE PARAGRAF BENİM HOCAM TAKTIKLERLE PARAC
Surtsey
larının y
bir volka
lar deniz
laşmış v
ne katıla
sene bc
1.4 km²
ları adam
mükemn
Çünkü a
döngü ç
7.
8.
hayvanla
yetiştiğin
ziyaret
Mirası L
Bu pare
den har
Yak
B Ada
diğin
x 2
Volk
bilgi
Dal
uğra
Bu pa
nedeni
UNI
rinin
A) Yar
Bllk
X
çalı
C) UN
kor
Ala
Ada
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
5-6. soruları aşağıdaki paragrafa göre Rousseau'ya göre anayasanın tanımı şu şekildedir: Bir devle- tin nasıl yönetileceğini belirleyen, kişinin hak ve özgürlüklerini düzenleyen yasaların bütününe anayasa adı verilir. 1762 yılında yayımlanan "Toplum Sözleşmesi" içinde bahsi geçen bu tanımın günümüz anayasa tanımına ne kadar benzerlik gösterdiğini vurgulamak isterim. Rousseau anayasanın daha çok temel hak ve özgürlükler kısmıyla ilgilenmiştir. Bunun sebebini onun vatan sevgisine, özgürlük aşkına, halkı sömü- renlere ve eşitsizliğe karşı duyduğu hefrete bağlayabiliriz. Bir "demokrasi" kitabı olarak nitelendirdiğim bu eseri çok daha iyi anlayabilmek için Rousseau'nun bize satır aralarında gös- terdiği işaretleri çok iyi anlamamız gerekiyor. Neden "Toplum Anayasası" değil de "Toplum Sözleşmesi"? Sözleşme, taraf- larca gerçekleştirilen bir iradenin beyannamesidir. Bu sözleş- menin meşruiyet kazanması tarafların bu sözleşmeye rıza göstermesine bağlıdır. Rousseau'ya göre tarafların birbirin- den orantısız kazanımlar elde ettiği "sözleşmeler" geçersiz- dir ve bunu kabul eden halk doğrudan köle statüsündedir. Dahası kitap içinde "egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu" şeklindeki örnekleri bulabilmek mümkündür. 5. Rousseau ve Toplum Sözleşmesi'nin (konu) edildiği bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz? // A) Rousseau'nun anayasa tanımının günümüzdeki ile uyum göstermeyen noktalarının olduğu B) Sözleşme ile anayasa kavramları arasında tanımsal bir farklılığın bulunduğu C) Rousseau'nun anayasanın belli noktaları ile ilgilendiğ D) Hak ve özgürlüklerle ilgilenmesinin belli başlı nedenlerinin bulunduğu E) Tarafların eşit şartlara sahip olmadığı sözleşmelerin geçerliliklerinin bulunmadığı 6. Bu paragrafta "toplum sözleşmesi"nin "toplum anayasası"n- dan farkı hangi gerekçeye dayandırılmıştır? A) Toplum anayasasının iki tarafın uygunluğuna dayanmadığına B Toplum sözleşmesinin bireysel özgürlükleri öncelemesine C) Toplum anayasasının haklar noktasında engelleyici yönüne D) Toplum sözleşmesinin tarihsel birikimin sonucu olduğuna E) Toplum anayasasının egemenliği millete vermesine BENİM HOCAM TAKTİKLERLE PARAGRAF BENİM HOCAM TAKTİKLERLE PARAGRAF BENİM HOCAM TAKTİKLERLE PARAGRAF BENİM HOCAM TAKTIKLERLE PARAGRAF BENİM HOCAM TAKTIKLERLE PARAC Surtsey larının y bir volka lar deniz laşmış v ne katıla sene bc 1.4 km² ları adam mükemn Çünkü a döngü ç 7. 8. hayvanla yetiştiğin ziyaret Mirası L Bu pare den har Yak B Ada diğin x 2 Volk bilgi Dal uğra Bu pa nedeni UNI rinin A) Yar Bllk X çalı C) UN kor Ala Ada
3.
TAKTİKLERLE
PARAGRAF
3-4. soruları aşağıdaki paragrafa göre cevaplayınız.
TEST 55
Ülkemizin döviz sağlayan birçok yöresi vardır. Bunların yal-
nız sahiller ve tarihi yerler olduğunun zannedilmesi yanlıştır.
Çünkü dağlar da bir döviz kaynağıdır. Özellikle Ağrı'nın arz
ettiği hususiyetlerin üzerinde durmak gerekir. Çünkü bunun
Nuh Tufanı efsanesi sebebiyle diğer dağlardan daha çok
yabancı çekmek gibi üstün bir tarafı vardır. Batılılar bu dağın
önemini "Güney Afrika'nın elmas'ı ne ise Türkiye'nin de
Ağrı'sı odur." şeklinde ifade etmektedirler. Bu noktadan hare-
ketle denebilir ki Güney sahillerimizin Antalya'sı ne ise Doğu
Anadolu'nun da Ağrı'sı odur. Başka bir ifadeyle Ağrı Dağı
gereği gibi kullanılırsa Doğu Anadolu'ya tahmin edilmeyecek
derecede gelir sağlar. Şurasını unutmamak gerekir ki Batılılar
ülkemize yalnız para değil medeniyet de getirmektedirler.
Ağrı Dağı'nın bu yönden de Doğu Anadolu'nun hizmetine
kullanılması gerekir. Yabancıların Ağrı'ya çıkabilmeleri için
İçişleri Bakanlığından izin almaları gerekir. Ancak bunun
uzun süren karmaşık tarafları olduğu gibi mahallinde alınan
iznin kullanılmasında da birçok sıkıntılar ortaya çıkmaktadır.
Bütün bunlara rağmen Ağrı'ya yılda yaklaşık 1200 yabancı
gelmektedir. Bunun yöreye sağladığı fayda tahmin edilebilir.
Ağrı'nın gereği gibi hizmete sokulması hâlinde yılda bir mil-
yon dolar sağlanabileceği tahmin edilmektedir.
Bu parçada Ağrı Dağı ile ilgili olarak öne çıkan düşünce
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çok önemli olan yönünün yeterince tanıtılmamasından
dolayı ticarete katkısının istenen düzeyde olmadığı
B) İçişleri Bakanlığından alınan iznin kolaylaştırılmasına
yönelik adımlar atılması gerektiği
C) Yabancı turistlere yöre insanı tarafından yeterince ilgi
göstermediği
D) Bölge insanının geçim kaynakları arasında önemli bir yere
sahip olduğu
ESadece turizm getirisi olarak bakmanın doğru bir yakla-
şım olmadığı
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
3. TAKTİKLERLE PARAGRAF 3-4. soruları aşağıdaki paragrafa göre cevaplayınız. TEST 55 Ülkemizin döviz sağlayan birçok yöresi vardır. Bunların yal- nız sahiller ve tarihi yerler olduğunun zannedilmesi yanlıştır. Çünkü dağlar da bir döviz kaynağıdır. Özellikle Ağrı'nın arz ettiği hususiyetlerin üzerinde durmak gerekir. Çünkü bunun Nuh Tufanı efsanesi sebebiyle diğer dağlardan daha çok yabancı çekmek gibi üstün bir tarafı vardır. Batılılar bu dağın önemini "Güney Afrika'nın elmas'ı ne ise Türkiye'nin de Ağrı'sı odur." şeklinde ifade etmektedirler. Bu noktadan hare- ketle denebilir ki Güney sahillerimizin Antalya'sı ne ise Doğu Anadolu'nun da Ağrı'sı odur. Başka bir ifadeyle Ağrı Dağı gereği gibi kullanılırsa Doğu Anadolu'ya tahmin edilmeyecek derecede gelir sağlar. Şurasını unutmamak gerekir ki Batılılar ülkemize yalnız para değil medeniyet de getirmektedirler. Ağrı Dağı'nın bu yönden de Doğu Anadolu'nun hizmetine kullanılması gerekir. Yabancıların Ağrı'ya çıkabilmeleri için İçişleri Bakanlığından izin almaları gerekir. Ancak bunun uzun süren karmaşık tarafları olduğu gibi mahallinde alınan iznin kullanılmasında da birçok sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Bütün bunlara rağmen Ağrı'ya yılda yaklaşık 1200 yabancı gelmektedir. Bunun yöreye sağladığı fayda tahmin edilebilir. Ağrı'nın gereği gibi hizmete sokulması hâlinde yılda bir mil- yon dolar sağlanabileceği tahmin edilmektedir. Bu parçada Ağrı Dağı ile ilgili olarak öne çıkan düşünce aşağıdakilerden hangisidir? A) Çok önemli olan yönünün yeterince tanıtılmamasından dolayı ticarete katkısının istenen düzeyde olmadığı B) İçişleri Bakanlığından alınan iznin kolaylaştırılmasına yönelik adımlar atılması gerektiği C) Yabancı turistlere yöre insanı tarafından yeterince ilgi göstermediği D) Bölge insanının geçim kaynakları arasında önemli bir yere sahip olduğu ESadece turizm getirisi olarak bakmanın doğru bir yakla- şım olmadığı
DERS BAŞARI SINAVI 1
27 ve 28. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayı-
nız.
Yolda levha yok ve yol hiçbir haritada yer almıyor. Elbette
Fransa'nın güneydoğusundaki Vallon Pont d'Arc'ta herkes
yolu biliyor. Çünkü bu yol tüm dünyaya ışıltılar saçan hazi-
neye gidiyor. Orada Ardeche Nehri'nin bir kaya aralığından
aktığı, sarp kalker kayalıkların yükseldiği yerde dikleşiyor.
Meşe ormanlarının içinden ve son Buzul Çağı insanlarının
da kullanmış olduğu kaya geçidin üzerinden geçiyor. Son-
ra aniden vahşi doğanın ortasında kameralar ve dik kaya-
ya yerleştirilmiş güvenlikli bir kapı çıkıyor karşımıza. Kapı-
nın arkasında, 10 katedral büyüklüğünde dehlizleri olan,
dağın 23 metre içine giren Chauvet Mağarası'nın girişi var.
35 bin yıl önce homosapienler burada ellerine kömür ve
ahşap boyasını alıp mağaranın duvarlarına mamutlar,
kürklü gergedanlar, ren geyikleri çizmiş. Bunlar dünyanın
bilinen en eski mağara resimleri. Haziran 2014'ten beri
UNESCO Kültür Mirası Listesi'ndeler.
I. Fransa'nın kültürünü yansıttığı
11. Insanlık için değerli olduğu
III Dünyanın en eski mağarası olduğu
V. Ulaşımında doğayla teknolojinin iç içe olduğu
27. Bu parçaya göre söz konusu mağarayla ilgili yukarıda-
kilerden hangilerine ulaşılabilir?
B) I ve II
A) Yalnız I
D) Il'ye IV
C) I ve III
E) III ve IV
parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
DERS BAŞARI SINAVI 1 27 ve 28. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayı- nız. Yolda levha yok ve yol hiçbir haritada yer almıyor. Elbette Fransa'nın güneydoğusundaki Vallon Pont d'Arc'ta herkes yolu biliyor. Çünkü bu yol tüm dünyaya ışıltılar saçan hazi- neye gidiyor. Orada Ardeche Nehri'nin bir kaya aralığından aktığı, sarp kalker kayalıkların yükseldiği yerde dikleşiyor. Meşe ormanlarının içinden ve son Buzul Çağı insanlarının da kullanmış olduğu kaya geçidin üzerinden geçiyor. Son- ra aniden vahşi doğanın ortasında kameralar ve dik kaya- ya yerleştirilmiş güvenlikli bir kapı çıkıyor karşımıza. Kapı- nın arkasında, 10 katedral büyüklüğünde dehlizleri olan, dağın 23 metre içine giren Chauvet Mağarası'nın girişi var. 35 bin yıl önce homosapienler burada ellerine kömür ve ahşap boyasını alıp mağaranın duvarlarına mamutlar, kürklü gergedanlar, ren geyikleri çizmiş. Bunlar dünyanın bilinen en eski mağara resimleri. Haziran 2014'ten beri UNESCO Kültür Mirası Listesi'ndeler. I. Fransa'nın kültürünü yansıttığı 11. Insanlık için değerli olduğu III Dünyanın en eski mağarası olduğu V. Ulaşımında doğayla teknolojinin iç içe olduğu 27. Bu parçaya göre söz konusu mağarayla ilgili yukarıda- kilerden hangilerine ulaşılabilir? B) I ve II A) Yalnız I D) Il'ye IV C) I ve III E) III ve IV parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden
29.-30. soruları aşağıdaki parçaya göre
cevaplayınız..
Felsefenin bir disiplini olometik, kendini ahlaki eylemin
bilimi olarak tanımlar. Ahlakilik kavramını
temellendirmek için insan davranışlarını, mevcut
ahlakilik koşulları açısından oraştir. Her insan az ya da
çok etik üzerine düşünür; gelgelelim insanlar genelde
eliğe sistematik olarak yaklaşmadiqiçin bir kuram
oluşturmazlar. Gündelik hayat içinde odaya çıkan etik
kaygı ve düşünceler, çoğu zaman belli bir çelişkiyle
bağlantılı olarak gündeme gelir. Gelişki çözülür
çözülmez de etik konusu kişilerin gündeminden çıkar
29. Bu parçada etikle ilgili
değinilmemistir?
A) Bagli olduğu çalışma
B) Ahlakilikle olan
C)
Kimlerin
um veya kuruluş tarafından
M'ye aittir. Sorular
rtaya çıkışına
yerine
30. Bu parçaya göre insanların etikle olan ilişkisi
hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Etik kavramının felsefi temellerini sorgulamaya
meyillidirler.
B) Davranışları genel ahlaka uygunluk yönünden
değerlendirirler.
kullanılamaz,
ÖSYM'nin yazı izni olmaksızın
) Yalnızca ahlaki bir sorunla karşılaşınca etik üzerine
düşünürler.
D) Ahlaki açıdan endişe veren davranışlar hakkında
araştırma yaparlar.
E) Toplum içindeki konumlarına göre farklı ahlak
anlayışları geliştirirler.
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
29.-30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.. Felsefenin bir disiplini olometik, kendini ahlaki eylemin bilimi olarak tanımlar. Ahlakilik kavramını temellendirmek için insan davranışlarını, mevcut ahlakilik koşulları açısından oraştir. Her insan az ya da çok etik üzerine düşünür; gelgelelim insanlar genelde eliğe sistematik olarak yaklaşmadiqiçin bir kuram oluşturmazlar. Gündelik hayat içinde odaya çıkan etik kaygı ve düşünceler, çoğu zaman belli bir çelişkiyle bağlantılı olarak gündeme gelir. Gelişki çözülür çözülmez de etik konusu kişilerin gündeminden çıkar 29. Bu parçada etikle ilgili değinilmemistir? A) Bagli olduğu çalışma B) Ahlakilikle olan C) Kimlerin um veya kuruluş tarafından M'ye aittir. Sorular rtaya çıkışına yerine 30. Bu parçaya göre insanların etikle olan ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur? A) Etik kavramının felsefi temellerini sorgulamaya meyillidirler. B) Davranışları genel ahlaka uygunluk yönünden değerlendirirler. kullanılamaz, ÖSYM'nin yazı izni olmaksızın ) Yalnızca ahlaki bir sorunla karşılaşınca etik üzerine düşünürler. D) Ahlaki açıdan endişe veren davranışlar hakkında araştırma yaparlar. E) Toplum içindeki konumlarına göre farklı ahlak anlayışları geliştirirler.
tonguç kampüs
Karaköy'ü anlatmaya nereden başlamalı? Haliç
üzerinden uzanarak bu semti Tarihî Yarımada'ya
bağlayan, usta öykücü Sait Faik'in deyişiyle
"İstanbul'un iki farklı yakasını bir araya getiren"
Galata Köprüsü'nden şüphesiz! Balıkçıların,
vapurların, valizini sürükleyerek aceleyle
yürüyen ya da fotoğraf çeke çeke şehrin tadını
çıkaran turistlerin, ekmek arasındaki balık
kokusunun, İstanbul'un şiirli manzarasının, gün
batarken Süleymaniye'nin üzerinde beliren
turuncu, pembe, mor renklerin köprüsünden...
Akşam olunca gümüş rengi balik pulları, yerini
neşeli Haliç'in altın ışıklarına bırakır;
restoranların, Galata Kulesi'nin, camilerin,
vapurların yansısı, günün yorgunluğuna ışıltılı bir
örtü çeker. Balıkçılar günlük hasılatın birazını
kedilere ayırırken dalgalar gizli bir nakaratı tekrar
Sisteder gibi vurur kıyıya usul usul. Gündüz ele
avuca sığmayan bu köprü, geceleri İstanbul'un
her gün yeniden yazdığı, ışıklı bir masal anlatır
sanki. İtalyan yazar Edmondo de Amicis, bu
köprüyü "güneşin doğuşundan batışına kadar
bütün İstanbul'un bir geçit töreni yaparcasına
bin renkli kocaman dalgalar hâlinde" geçtiği bir
yer olarak tasvir etmiş. 1870'lerde söylenen bu.
sözler bugün de geçerli.
8.
Bu parçada;
1. Sayısal verilerden yararlanma,
L
Kişileştirme
III. Tanımlama,
IV. Alıntılama,
V. Benzetme
düşünceyi geliştirme yollarından hangileri
kullanılmamıştır?
A) I ve
B) ve III
-D) III ile IV
C) II ve IV
E) IV ile V
is
y
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
tonguç kampüs Karaköy'ü anlatmaya nereden başlamalı? Haliç üzerinden uzanarak bu semti Tarihî Yarımada'ya bağlayan, usta öykücü Sait Faik'in deyişiyle "İstanbul'un iki farklı yakasını bir araya getiren" Galata Köprüsü'nden şüphesiz! Balıkçıların, vapurların, valizini sürükleyerek aceleyle yürüyen ya da fotoğraf çeke çeke şehrin tadını çıkaran turistlerin, ekmek arasındaki balık kokusunun, İstanbul'un şiirli manzarasının, gün batarken Süleymaniye'nin üzerinde beliren turuncu, pembe, mor renklerin köprüsünden... Akşam olunca gümüş rengi balik pulları, yerini neşeli Haliç'in altın ışıklarına bırakır; restoranların, Galata Kulesi'nin, camilerin, vapurların yansısı, günün yorgunluğuna ışıltılı bir örtü çeker. Balıkçılar günlük hasılatın birazını kedilere ayırırken dalgalar gizli bir nakaratı tekrar Sisteder gibi vurur kıyıya usul usul. Gündüz ele avuca sığmayan bu köprü, geceleri İstanbul'un her gün yeniden yazdığı, ışıklı bir masal anlatır sanki. İtalyan yazar Edmondo de Amicis, bu köprüyü "güneşin doğuşundan batışına kadar bütün İstanbul'un bir geçit töreni yaparcasına bin renkli kocaman dalgalar hâlinde" geçtiği bir yer olarak tasvir etmiş. 1870'lerde söylenen bu. sözler bugün de geçerli. 8. Bu parçada; 1. Sayısal verilerden yararlanma, L Kişileştirme III. Tanımlama, IV. Alıntılama, V. Benzetme düşünceyi geliştirme yollarından hangileri kullanılmamıştır? A) I ve B) ve III -D) III ile IV C) II ve IV E) IV ile V is y
Günümüz şairlerinin aruz veya hece ölçüsü yerine
serbest ölçüyle yazmalarının, ölçülü şiir yazmanın
güçlüğünden kaynaklandığını söyleyenler var. Bu id-
dianın tamamen yanlış olduğunu söyleyemem. Genç
şairlerimizin çoğu ölçülü yazmayı bilmez. Şairlerden
bazılarının işin kolayını aradıkları yalan değildir. Yeni
dergilere baktığımızda serbest ölçüyle yazılmış onlar-
ca şiir görürüz. Şiiri bir kalıba sokmak, sözcükleri bir
disiplin altına alıp ahenk yakalamak, kolay bir iş değil-
dir. Ama sözü ölçüye uydurmak, kafiyeli yazmak da o
kadar zor bir iş değil. Çalışarak, deneyerek bu öğreni-
lebilir eğer yetenek havuzundan nasibiniz varsa.
Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin ce-
vabi yoktur?
A) Günümüz şairleri neden serbest ölçüyü tercih
ediyor olabilirler?
B) Belli bir vezinle şiir yazmak
yazmak
zor bir iş midir?
C) Yeni dergilerde yayımlanan şiirler belli bir ölçüye
göre mi yazılıyor?
D) Genç şairlerimiz aruz veya heceyle şiir yazmayı
biliyorlar mı?
E) Ölçülü şiirleri incelemek herkesin çalışarak öğre-
nebileceği bir iş midir?
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
Günümüz şairlerinin aruz veya hece ölçüsü yerine serbest ölçüyle yazmalarının, ölçülü şiir yazmanın güçlüğünden kaynaklandığını söyleyenler var. Bu id- dianın tamamen yanlış olduğunu söyleyemem. Genç şairlerimizin çoğu ölçülü yazmayı bilmez. Şairlerden bazılarının işin kolayını aradıkları yalan değildir. Yeni dergilere baktığımızda serbest ölçüyle yazılmış onlar- ca şiir görürüz. Şiiri bir kalıba sokmak, sözcükleri bir disiplin altına alıp ahenk yakalamak, kolay bir iş değil- dir. Ama sözü ölçüye uydurmak, kafiyeli yazmak da o kadar zor bir iş değil. Çalışarak, deneyerek bu öğreni- lebilir eğer yetenek havuzundan nasibiniz varsa. Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin ce- vabi yoktur? A) Günümüz şairleri neden serbest ölçüyü tercih ediyor olabilirler? B) Belli bir vezinle şiir yazmak yazmak zor bir iş midir? C) Yeni dergilerde yayımlanan şiirler belli bir ölçüye göre mi yazılıyor? D) Genç şairlerimiz aruz veya heceyle şiir yazmayı biliyorlar mı? E) Ölçülü şiirleri incelemek herkesin çalışarak öğre- nebileceği bir iş midir?
24. Her şeyden önce bilim tarihi, bilginin hangi aşamalardan
bilime ne gibi ve ne zamanlar katkılar yapıldığını konu edinen
geçerek bugün bilim dediğimiz bilgi türünün oluştuğunu,
bir disiplindir. Bilim tarihi, bu süreçte özellikle şu noktalara
dikkatini yoğunlaştırmaktadır: Bilginin aşamalarını belirlemek,
bilimsel kuramların doğuşunu ve gelişimini olgusal ve
deneysel verilere dayanarak betimlemek, bir toplumun bilime
ne zaman ve hangi durumlarda katkı yapabildiğini örneklerle
ortaya koymak, bu katkılar yapılırken bilim insanlarının nasıl
bir uğraş verdiklerini, kullandıkları yöntemleri, araç ve
gereçleri göz önüne sermek, bilimsel etkinliği bütün yönleriyle
tanımaya ve tanıtmaya çalışmak, elde edilen bilimsel
sonuçların uygulamaya nasıl geçirildiklerini, bunların insan
yaşamında ne gibi değişikliklere neden olduğunu incelemek,
bir toplumun bilime katkı yapacak düzeye getirilebilmesi için
neler yapılması gerektiğini somut örneklere dayanarak
göstermek.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi bir bilim
tarihçisinin çalışma alanlarından biri değildir?
A) İnsanların gök cisimlerinin hareketine ilişkin gözlem ve
bilgilerinin zaman içindeki değişimi
B) Türklerin "aşı"nın gelişimine nasıl bir katkı sundukları
C) Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin etik olarak
sorgulanması
D) Savaş teknolojisi ile ilgili çalışmaların gündelik hayatta
kullanımı olan ne tür teknolojik araçların bulunmasını
sağladığı
E) Türkiye'nin bilimde ilerlemesi için okullarda bilim konulu
nasıl bir müfredat uygulanması gerektiği
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
24. Her şeyden önce bilim tarihi, bilginin hangi aşamalardan bilime ne gibi ve ne zamanlar katkılar yapıldığını konu edinen geçerek bugün bilim dediğimiz bilgi türünün oluştuğunu, bir disiplindir. Bilim tarihi, bu süreçte özellikle şu noktalara dikkatini yoğunlaştırmaktadır: Bilginin aşamalarını belirlemek, bilimsel kuramların doğuşunu ve gelişimini olgusal ve deneysel verilere dayanarak betimlemek, bir toplumun bilime ne zaman ve hangi durumlarda katkı yapabildiğini örneklerle ortaya koymak, bu katkılar yapılırken bilim insanlarının nasıl bir uğraş verdiklerini, kullandıkları yöntemleri, araç ve gereçleri göz önüne sermek, bilimsel etkinliği bütün yönleriyle tanımaya ve tanıtmaya çalışmak, elde edilen bilimsel sonuçların uygulamaya nasıl geçirildiklerini, bunların insan yaşamında ne gibi değişikliklere neden olduğunu incelemek, bir toplumun bilime katkı yapacak düzeye getirilebilmesi için neler yapılması gerektiğini somut örneklere dayanarak göstermek. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi bir bilim tarihçisinin çalışma alanlarından biri değildir? A) İnsanların gök cisimlerinin hareketine ilişkin gözlem ve bilgilerinin zaman içindeki değişimi B) Türklerin "aşı"nın gelişimine nasıl bir katkı sundukları C) Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin etik olarak sorgulanması D) Savaş teknolojisi ile ilgili çalışmaların gündelik hayatta kullanımı olan ne tür teknolojik araçların bulunmasını sağladığı E) Türkiye'nin bilimde ilerlemesi için okullarda bilim konulu nasıl bir müfredat uygulanması gerektiği
lan
m."
ele
le."
yer
is-
ya-
ven
4. Her oyun başlı başına bir yolculuk, bir macera be-
nim için. Senaryoyu elime aldığım zaman bir korku
sarar beni. Artık ben, yeni bir kişiyle baş başayım-
dır. Yeni birini yaratacağımdan bütün bildiklerimi
unuturum. Sahnede elimi, kolumu nereye koyaca-
ğım, nereye gideceğim, ne yapacağım? O karak-
ter o bardağı nasıl tutabilir? Bütün bunlar sıfırdan
başlayıp yavaş yavaş oluşturulan bir çalışmanın
ürünüdür.
COACHING
Kendisinden böyle söz eden bir oyuncudan
aşağıdakilerden hangisi beklenmez?
A) Canlandıracağı karakterle özdeşleşmesi
B) Oynadığı rollerin etkisinde kalması
C) Neyi, niçin yaptığının bilincinde olmaşı
R
D) Çalışmalarında titiz davranması
FURD
E) Araştırmacı bir anlayışla çalışması
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
lan m." ele le." yer is- ya- ven 4. Her oyun başlı başına bir yolculuk, bir macera be- nim için. Senaryoyu elime aldığım zaman bir korku sarar beni. Artık ben, yeni bir kişiyle baş başayım- dır. Yeni birini yaratacağımdan bütün bildiklerimi unuturum. Sahnede elimi, kolumu nereye koyaca- ğım, nereye gideceğim, ne yapacağım? O karak- ter o bardağı nasıl tutabilir? Bütün bunlar sıfırdan başlayıp yavaş yavaş oluşturulan bir çalışmanın ürünüdür. COACHING Kendisinden böyle söz eden bir oyuncudan aşağıdakilerden hangisi beklenmez? A) Canlandıracağı karakterle özdeşleşmesi B) Oynadığı rollerin etkisinde kalması C) Neyi, niçin yaptığının bilincinde olmaşı R D) Çalışmalarında titiz davranması FURD E) Araştırmacı bir anlayışla çalışması
13. 18. y
rang
evre
mış (
New
ortay
aldığ
Bu
aşa
lene
1
TEST
Ⓒ₂
14. Yaş
Brü
dir.
ken
ve h
sür
niz
sap
da,
ver
Bu
A)
B)
D)
E)
5. Ed
18
cil
inc
ge
tiri
olu
lei
ro
Bi
ya
A
B
C
C
A)
B)
D)
E)
Savaş Doğan Paragraf Soru Bankası
266
6.
TEST 65
PARÇAYA DAYALI SORULAR
5. - 6. soruları aşağıdaki parçaya göre cevap-
layınız.
(1) Çocuklar için hazırlanan masalların kısa olması,
dikkat sürelerine uygunluğunun yanı sıra onlarda
dinlediklerini doğru bir şekilde anlama ve anlatma
becerisini de pekiştirmektedir. (II) Bu da Türkçe
öğretiminde hedeflenen "dinlediğini amaca uygun
olarak doğru anlatma" becerisini kazandırmada
önemli rol oynar. (III) Çocukların çeşitli yaşlar-
daki dikkat süreleri göz önünde bulundurularak
konu dağıtılmadan işlenmeli, gereksiz ayrıntılara
girilmemelidir. (IV) Çocukta dinleme - anlama
becerisini geliştirmede eserin kaleme alınış tarzı
da çok önemlidir. (V) Çocuklar bir düşüncenin veya
bir kavramın uzun uzadıya açıklanmasından çok
hareketli olayların ele alındığı kitapları dinlemekten
zevk alırlar. (VI) Eserin oluşumunda yaşayan dilin
kelime haznesinden yararlanılmalı az kullanılan
veya söylenişi zor olan sözcükler kullanılmamalı-
dır. (VII) Sözlü halk masallarının güzelliği ve önemi
de anlatılışlarına bağlıdır çünkü sözlü edebiyat
ritim ve ezgi üzerine kuruludur. (VIII) Masal anlatı->>>
CISI; anlatım sırasında vurgu, tonlama ve telaffuza
dikkat eder; ayrıca konunun akışına göre vücut
dilini de kullanır.
5. Bu parçaya dayanarak halk masallarıyla ilgili
olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?
A) Daha çok çocuk kahramanları ele aldığı
B) Zengin anlatım olanaklarına sahip olduğu
Öğretici yönünün ağır bastığı
Kökeninin bilinmeyen tarihlere dayandığı
Her çocukta farklı etki bıraktığı
Bu parçadaki numaralı cümlelerin hangilerinde
üsluba yönelik ifadelere yer verilmemiştir?
AMI.
BYV. C)V. DYVI. E) VII
7.
7.-8. soruları aşağ
vaplayınız.
(1) Kültürlerin geçmiş
koyan unsurların en
eserleridir. (II) Özelli
den kaçma eğilimi, i
rini başka şekilde ya
(III) Türk insanı Osr
sanatına büyük öne
sanat duyarlılığını c
daki süsleme sanat
(V) Hem İslamiyet
sonrasında Türkler
milletlerin çeşitli sü
de bu etkilenme ço
motif ve kompozis
Türklere özgü sad
leme sanatlarının
şünün en önemli
(VII) Bu yönüyle
nün ürünleri ----.
8.
Bu parçanın so
getirilmesi en u
A)
B)
D
Günümüze
şarmıştır
Türk sanat
lerin eserle
Tüm Asya
natını da d
İslamiyet'i
namıştır
E) Diğer san=
bir etken
Bu parçadal
"Toplumsal
sürülebilir."
A) Yalnız I.
D
Lise Türkçe
Paragrafta Yardımcı Düşünceler
13. 18. y rang evre mış ( New ortay aldığ Bu aşa lene 1 TEST Ⓒ₂ 14. Yaş Brü dir. ken ve h sür niz sap da, ver Bu A) B) D) E) 5. Ed 18 cil inc ge tiri olu lei ro Bi ya A B C C A) B) D) E) Savaş Doğan Paragraf Soru Bankası 266 6. TEST 65 PARÇAYA DAYALI SORULAR 5. - 6. soruları aşağıdaki parçaya göre cevap- layınız. (1) Çocuklar için hazırlanan masalların kısa olması, dikkat sürelerine uygunluğunun yanı sıra onlarda dinlediklerini doğru bir şekilde anlama ve anlatma becerisini de pekiştirmektedir. (II) Bu da Türkçe öğretiminde hedeflenen "dinlediğini amaca uygun olarak doğru anlatma" becerisini kazandırmada önemli rol oynar. (III) Çocukların çeşitli yaşlar- daki dikkat süreleri göz önünde bulundurularak konu dağıtılmadan işlenmeli, gereksiz ayrıntılara girilmemelidir. (IV) Çocukta dinleme - anlama becerisini geliştirmede eserin kaleme alınış tarzı da çok önemlidir. (V) Çocuklar bir düşüncenin veya bir kavramın uzun uzadıya açıklanmasından çok hareketli olayların ele alındığı kitapları dinlemekten zevk alırlar. (VI) Eserin oluşumunda yaşayan dilin kelime haznesinden yararlanılmalı az kullanılan veya söylenişi zor olan sözcükler kullanılmamalı- dır. (VII) Sözlü halk masallarının güzelliği ve önemi de anlatılışlarına bağlıdır çünkü sözlü edebiyat ritim ve ezgi üzerine kuruludur. (VIII) Masal anlatı->>> CISI; anlatım sırasında vurgu, tonlama ve telaffuza dikkat eder; ayrıca konunun akışına göre vücut dilini de kullanır. 5. Bu parçaya dayanarak halk masallarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir? A) Daha çok çocuk kahramanları ele aldığı B) Zengin anlatım olanaklarına sahip olduğu Öğretici yönünün ağır bastığı Kökeninin bilinmeyen tarihlere dayandığı Her çocukta farklı etki bıraktığı Bu parçadaki numaralı cümlelerin hangilerinde üsluba yönelik ifadelere yer verilmemiştir? AMI. BYV. C)V. DYVI. E) VII 7. 7.-8. soruları aşağ vaplayınız. (1) Kültürlerin geçmiş koyan unsurların en eserleridir. (II) Özelli den kaçma eğilimi, i rini başka şekilde ya (III) Türk insanı Osr sanatına büyük öne sanat duyarlılığını c daki süsleme sanat (V) Hem İslamiyet sonrasında Türkler milletlerin çeşitli sü de bu etkilenme ço motif ve kompozis Türklere özgü sad leme sanatlarının şünün en önemli (VII) Bu yönüyle nün ürünleri ----. 8. Bu parçanın so getirilmesi en u A) B) D Günümüze şarmıştır Türk sanat lerin eserle Tüm Asya natını da d İslamiyet'i namıştır E) Diğer san= bir etken Bu parçadal "Toplumsal sürülebilir." A) Yalnız I. D