Tarihte Toprağın Yönetimi

Herkese merhabalar.
Kunduz'un Sosyal Bilgiler dersi yedinci sınıf beşinci ünite konusu olan Tarihte Toprak Yönetimi dersine hepiniz hoş geldiniz.
Bugün sizlerle birlikte toprağın önemini, tarihsel süreçte toprak devletlerin toprağı verdiği önemi beraberce işleyeceğiz.
Kazanırsak hemen başlayalım.
Bir önceki dersimize toprağın neden önemli olduğunu konuşmuştuk.
Bugün de tarihte toprakların nasıl yönetildiğini konuşacağız.
Öncelikle Hititler'den başlayacağız.
Bir Anadolu uygarlığı olan Hititler de toprak devletin malıdır.
Arkadaşlar özel mülkiyet Hititler de olmamıştır.
Peki devlet toprakları nasıl kullanıyor?
Kral bu toprakları üretim yapılması için komutan ve valilere maaş karşılığında veriyorum.
Muş'a arkadaşlar.
Yani eeee devlet komutan ve bu hallere maaş vermiyor.
Ne veriyor toprak veriyor.
Komutan ve valiler bu toprakta üretim yaparak kendi geçimlerini sağlıyorlar.
Aynı zamanda bu kişiler elde ettikleri gelirle de atlı asker yetiştirip ordu besliyorlar da.
Arkadaşlar asker beslemiş yerdir.
İşte Hititler tarihte toprağı bu şekilde kullanmışlardır.
Gelelim toprağa.
Belki de en fazla değer veren bir devlete.
Frigler arkadaşlar.
Frigler için toprak çok önemliydi.
Friglerin bir bereket tanrıçası vardı Kibele denilen.
Bakın toprağın ne kadar önemli olduğunu oradan bile anlayabilirsiniz.
Tarımı ve hayvancılığı koruyacak sert kanunlar oluşturmuşlardır.
Bakın ne kadar ileri gidebileceklerini buradan şimdi bu cümleden anlayacaksınız.
Sert kanunlar oluşturmalarına tarım için önemli olan öküz kesmenin ve ha tarlaları sürmekte yarayan saban kırmanın cezası ne olabilir arkadaşlar?
Ben söyleyeyim, hatta buraya yazayım.
Cezası ölümdü arkadaşlar.
Çünkü öküzü şimdinin traktörüne benzeten bilirsiniz.
Saban dediğimiz şey, toprağı sürmekte, işlemekte yarayan bir alet.
Öküz traktör olduğuna göre Öksüz'e ne kadar değer veriyorlar ve saban kırmanın da ne kadar tehlikeli olduğunu cezadan görebilirsiniz.
Frigler ölümle cezalandırmış dardır.
Yani tarım için tarımı koruyacak sert yasalar çıkarmışlardır.
Orta Çağ geldiğimizde Avrupa'ya baktığımızda arkadaşlar toprakların ve üstünde yaşayan köylülerin bakın dikkat edin hem toprak hem de toprağın üzerinde yaşayan köylüler bir kişiye aittir.
Bu kişiye derebeyi denilmiştir arkadaşlar. Bu yönetim sistemine Ortaçağ Avrupa'sında feodalite ya da derebeylik denilmektedir.
Toprak sahibi kişilere biz ortaçağ Avrupası'nda senior ya da derebeyi diyoruz.
Arkadaşlar bu kişiler ekonomik ve siyasi gücün de aynı zamanda belirleyicisi olmuşlardır.
Ortaçağ Avrupa'sının en çok çektiği konulardan bir tanesi de dere beylerinin başına buyruk hareketleridir.
O yüzden bakın dikkat edin ne kadar tehlikeli bir sistem.
Hem toprak derebeyi ait hem de üzerinde yaşayan herkes.
Köylüler de dere beyine aitti bu sisteme göre.
Gelelim Türk devletlerindeki toprak yönetimine.
Arkadaşlar.
Selçuklulara bakacağız öncelikle.
Selçuklular da da toprak hükümdara aitti.
Yani yine özel mülkiyet yok arkadaşlar.
Ben gidin de şu toprağa alayım, üzerime geçireyim gibi bir durum yok.
Çünkü devlet toprakları kime vermiş, hükümdara vermiş.
Önemli başarı gösteren komutan ya da devlet adamlarına.
Selçuklular bu toprakları ödül olarak vermişlerdir.
Bu sayede topraklar hem ekilip biçilmiş böylece de üretim artmıştır.
Arkadaşlar bu sistem Selçuklular da Yekta olarak adlandırılıyor.
Osmanlı da bu sisteme tımar sistemi denilmiştir.
Şimdi Osmanlı devletine geldiğimizde devlete ait topraklara miri toprak denilmektedir.
Devlet bu toprağın işletme hakkını kime vermiştir?
Halka vermiştir arkadaşlar.
Tımar toprağını alan kişi kazandığı para ile devlete aynı zamanda ne yapmıştır?
Asker yani cebeli yetiştirmek zorunda kalmıştır.
Bakın bu sistemde ne var?
Halk hem kendi geçimini sağlıyor.
Devletin kasasından beş kuruş para çıkmadan da tımar toprağı sayesinde devlet asker yetiştiriyor.
Bakın o dönemde devlet tam tamına 400 bin kişiden oluşan koca bir orduyu tımar sistemi sayesinde beş kuruş vermeden yetiştirmiştir.
Tımar sisteminin faydalarından bir tanesi de buydu.
Ama devlet kesinlikle bir şeyde taviz vermiyor.
Arkadaşlar diyor ki tımar sahipleri toprağını üç yıl üst üste boş bırakırsa o toprağı ondan alırım diyor.
Çünkü burada devletin üretimi sürekli sağlaması gerekiyor.
Yani geri alınmasını sebebi de üretimin sürekliliğini sağlamaktır.
Şuraya ne yazacağız?
Üretimin sürekliliğini sağlamaktır. Sevgili arkadaşlar.
Cumhuriyetin ilk yıllarına geldiğimizde ise tarımın gelişmesi ve köylünün kalkınması için çalışmalar yapılmıştır.
Çünkü Cumhuriyetin ilk yıllarında insanlarımızın çoğu tarımla uğraşmakta idi.
Zaten İzmir İktisat Kongresi dediğimiz Türkiye İktisat Kongresi'nde bu yönde de kararlar alınmıştır.
Yine Cumhuriyetin ilk yıllarında arkadaşlar, çiftçiler gerçekten çok büyük bir yükün altındaydı.
Neydi bu yük?
Çiftçinin ödediği ürün üzerine ürün üzerinden ödediği bir vergi olan Aşar Vergisiyle Aşar vergisi beşte bir oranında devletin aldığı bir vergi idi.
Atatürk zamanında bu vergi 1925 yılında kaldırılmıştır.
Aynı zamanda bu dönemde modern ve örnek tarımı teşvik etmek amacıyla bizzat Atatürk'ün öncülüğünde Atatürk Orman Çiftliği açılmıştır.
Bu çiftlik sayesinde aslında tarım laboratuvarı diyebiliriz.
Buraya uygulamalı tarım eğitimleri de verilmiştir.
Bunun dışında Cumhuriyet döneminde tarımla alakalı arkadaşlar toprakla alakalı önemli çalışmalar da yapılmıştır.
Makinalı tarım özen verilmiştir.
Çünkü makineyle daha fazla verim elde edersiniz, ıslah edilen tohumlar kullanılmıştır.
Tohum ıslahı yapılmıştır.
Çiftçilerimiz bilinçlendirip ölmüş eğit edilmiştir.
Yine çiftçilerimize kredi desteği sağlanmıştır.
Aynı zamanda Tarım Kredi Kooperatifleri açılarak çiftçinin ürünleri alınmıştır ve Ziraat Bankası çiftçiler için geliştirilmiştir.
Bugüne baktığımızda ise arkadaşlar yine ülkemizde bugün tarımı destekleyen kuruluşlarımız mevcuttur.
Tarım için önemli çalışmalar yapılmaktadır.
Bunlardan bir tanesi Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü.
Arkadaşlar, çiftlikler sayesinde üretim yapmaktadır.
Bu genel müdürlük bizzat Tarım ve Orman Bakanlığı zaten ülkemizde tarımı destekleyen en önemli kuruluşların başında gelir.
Ziraat Bankası, Osmanlı Devleti zamanında açılmış ve çiftçilere kredi desteği sağlayan banka olarak karşımıza çıkar.
Devlet Su İşleri, barajlar ve sulama işi yaparak çiftçiye yardımcı olmaktadır.
Toprak Mahsulleri Ofisi çiftçinin elindeki hububat dediğimiz, tahıl dediğimiz şeyleri almaktadır.
Arpa, buğday, nohut, mercimek gibi ürünleri almaktadır.
Gap İdaresi Başkanlığı ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde barajlar yaparak bölgenin kalkınmasını, ekonomik kalkınmasını sağlamaktadır.
Yani günümüzde tarımı destekleyen kuruluşlara baktığımızda tarım için yapılacak çalışmalar devlet tarafından sunulmaktadır.
Ekonomi ve Sosyal Hayat
Toprağın Gücü 2 / 2
Tarihte Toprağın Yönetimi
Tarihte Toprağın Yönetimi