23. Rahmet Hoca bu köylerin birindendi. Okuryazardı. Şi- ir söylerdi. Saz çalardı. Namaz kıldırır, aşır okurdu. Ze- ki, sevimli,
23. Rahmet Hoca bu köylerin birindendi. Okuryazardı. Şi- ir söylerdi. Saz çalardı. Namaz kıldırır, aşır okurdu. Ze- ki, sevimli, canlı bir gençti bundan otuz yedi, otuz se- kiz sene önce. Okumuş yazmış bir köylü gencinin har- manlardan sonra kasaba bu kadar yakınken köyde pi- neklemesini kimse doğru bulmaz. İnsanın babası bile. O da kasaba kahvelerine, kasaba çarşılarına gün ağa- rırken düşer, öğleüstü pideli kebap yer. Öğle namazı- ni "Orta Camii'nde kılar, ikindiüstü eşraftan Hacı Ha- san Bey'in yazıhanesinde lafa karışır, hararetlenir, kud- retten pembe yüzünde fırıl fırıl dönen yuvarlak kahve- rengi gözleriyle ateş gibi bir köylü delikanlısı olurdu. Saf saf konuşurdu ama doğru konuşurdu. Onun has- talığının başlangıcına ben rastlamadım. Pek küçükmü- şüm. Benim yetiştiğim zamanlar Birinci Dünya Harbi patlamıştı. Harbin içinde idik. Onu belediye gazinosun- da bir memurlar topluluğunun ortasında, ayağında po- turu, sırtında "İstanbulin”i, yakasında, sırtında olup ol- madığı meçhul kaskatı kolalı gömleği, lastikli siyah bo- yun bağı ile boynunun damarları şişmiş, kahverengi gözleri kan içinde, ayağa kalkmış vaziyette görür gibi- yim. Neler söylerdi? Hayal meyal hatırlarım. Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylene- mez? A) Değişik yapılı cümlelerle anlatımdaki tekdüzelik kı- rılmıştır. B) Sade, içten ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. C) Anlatımında betimleyici unsurlardan faydalanılmış- tır. D) Anlatıcının psikolojik durumuna değinilmiştir. E) Gündelik hayattan bir kesite yer verilmiştir. Tür 24. E