Beylikten Devlete Osmanlı
Konu Anlatımı Yazıları
Tarih
Uncategorized
YKS

Beylikten Devlete Osmanlı Medeniyeti Konu Anlatımı

Beylikten Devlete Osmanlı Medeniyeti konu anlatımı Kunduz eğitmenimiz tarafından hazırlandı! Bilmen gereken tüm detaylar ve sorular bu yazımızda!

12 dakikalık okuma
Kunduz Eğitmen tarafından yazıldı, 23.07.2021
Beylikten Devlete Osmanlı Medeniyeti Konu Anlatımı

Hesap Oluştur

Ücretsiz kaydol, sınırsız video içerikler ve soru çözümleri ile sınava hazırlan!

ÜCRETSİZ KAYDOL

 

Beylikten Devlete Osmanlı Medeniyeti konusu TYT ve AYT Tarih için oldukça önemli ve soru gelen konulardan biri. Bu yazı, Beylikten Devlete Osmanlı Medeniyeti başlığı altında; Sûfiler ve Alimlerin Öğretilerinin Anadolu’nun İslamlaşmasına Etkileri, Osmanlı Devletinin İdaresini Oluşturan Unsurlar, Osmanlı Eğitim Kurumları ve Osmanlı’da Şehir Planlaması konularını içeriyor. Kunduz Tarih eğitmenimiz Ayşenur Hoca tarafından senin için hazırlandı! Şimdi beraber bu konuyu keşfedelim!

Sûfiler ve Alimlerin Öğretilerinin Anadolu’nun İslamlaşmasına Etkileri

  • Türklerin İslamiyet’i kabulüyle başlayan ve XII. yüzyılda gelişimini tamamlayan tasavvuf düşüncesi ve bu düşüncenin mirasçıları, Anadolu’nun İslamlaşmasında büyük bir rol üstlendi.
  • XIII. yüzyıl başlarından itibaren ise Orta Asya’nın maruz kaldığı Moğol istilasının ardından kaçan birçok Türk boyu Anadolu’ya sığındı.
  • Bunun neticesinde Anadolu tam bir kültür merkezi hâlini aldı.
  • Hoca Ahmet Yesevi, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hacı Bektâş-ı Veli, Ahi Evran, Yunus Emre ve Hacı Bayrâm-ı Veli gibi pek çok sûfî ve âlim bu devirde yetişmiş ve öğretileriyle halkın yaşamına ışık tutmuşlardır.

Hoca Ahmet Yesevi (1093-1166)

  • Pirî Türkistan olarak anılan Hoca Ahmet Yesevi, Divân-ı Hikmet adlı eseriyle İslamiyet öğretisinde söz sahibi oldu.
  • İslam medeniyetine girmeye başlayan Türk boylarına İslami bilgileri öğretti.
  • Birçok derviş yetiştirerek onlar manevi fetihler için Anadolu’ya gönderdi.
  • Anadolu’nun İslamlaşmasında büyük rol oynadı.

Hacı Bektâş-ı Veli (1209-1271)

  • Hoca Ahmet Yesevi’nin kurmuş olduğu “Yesevîlik” tarikatının Anadolu’daki en büyük uygulayıcılarından olan Hacı Bektâş-ı Veli, Anadolu’da bir zaviye kurarak halkı aydınlatmaya çalıştı.
  • Fikirlerini Makalat adlı eserinde topladı.
  • Halifelerini Balkanlar’a ve Rumeli’e göndererek buradaki halkın İslamlaşmasına katkı sağladı.
  • Bu dervişler geçtikleri yollar üzerinde rastladıkları dağlara, nehirlere Orta Asya’da bıraktıkları coğrafi yer isimlerini vererek bu toprak parçalarına Türk damgasını vurdu.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

  • XII. yüzyıldan itibaren Anadolu şehirlerinde Müslümanlarla Hristiyanlar bir arada yaşamaya başladı.
  • Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, öğretileri ile tüm insanlığa kucak açmıştır.
  • Nitekim Mevlânâ vefat ettiği zaman Konya’nın yalnız Müslümanları değil; Hristiyan ve Yahudileri de cenaze merasimine katıldı.
  • Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî öğretisinde insanlara iyiliği, alçak gönüllülüğü, cömertliği, merhametli ve doğru olmayı öğütlemiştir.
  • Her türlü sevgisizliğe, kötülüğe, bağnazlığa karşı İslami ve insani ilkeleri şiir ve musiki içinde birleştirip dile getiren Mevlânâ, etkisini yüzyıllarca sürdürmüştür.

Ahi Evran

  • Ahiliğin kurucusu, aynı zamanda esnaf ve sanatkârın lideri olan Ahi Evran Türk ve İslam dünasının önemli sofilerindendir.
  • Türkiye Selçuklu Devleti’nden de destek gören Ahi Evran, Kayseri’de Fütüvvet teşkilatından esinlenerek ilk Ahi teşkilatını burada kurdu.
  • XIII. yüzyıldan itibaren Ankara ve Kırşehir’de toplanan Ahiler, kısa sürede Selçuklu şehirlerine yayıldılar. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda etkili oldular. Nitekim Osman Bey, dönemin Ahi teşkilatı lideri Şeyh Edebali’nin kızıyla evlenerek Ahilik teşkilatının desteğini almıştı.
  • Yine Bursa’nın fethi sırasında Şeyh Edebali’nin yeğeni Ahi Hüseyin’i yanına alan Orhan Gazi, Ahi teşkilatıyla irtibatını geliştirmiştir.
  • Dolayısıyla ahiler, Osmanlı Devleti’ne hem askerî hem de manevi açıdan büyük destek vermişlerdir.

Yunus Emre

  • Anadolu’da yetişen ve engin hoşgörülüğü ile bulunduğu bölgede insanlara etki eden Yunus Emre, XIII. yüzyılın ikinci yarısında Türkiye Selçuklularının son dönemlerinde yaşamış bir sûfi idi.
  • Farsça ve Arapçanın genel kabul gördüğü bir dönemde duygu ve düşüncelerini sade bir Türkçe ile yazmıştır.
  • Yunus, öğretilerinde bütün insanlığı ilahi aşka, kardeşliğe, merhamet ve şefkate davet etmiş; insan olmanın, kendini bilmenin, Allah’a ulaşmanın şartlarını ve yollarını anlatmıştır.

Hacı Bayrâm-ı Veli

  • Anadolu’nun İslamlaşmasında rol oynayan sûfilerden biridir.
  • Bilim ve tasavvufu birleştirmeyi başardı. Önce müderris oldu, medreselerde birçok öğrenci yetiştirdi. Sonra da tasavvuf yolunda ilerledi.
  • Sevenlerini el emeği ile geçinmeye ve el sanatlarını öğrenmeye yönlendirdi.
  • Herkese çalışma tavsiyesinde bulundu.
  • Anadolu’ya gelen konargöçer Türkmenlerin yerleşik hayata geçmelerine büyük katkı sağladığı gibi fikirleriyle Anadolu’da Türk ve İslam birliğinin sağlanmasında büyük rol oynadı.

Osmanlı Devletinin İdaresini Oluşturan Unsurlar

  • Osmanlı devlet idaresi seyfiye (askerî bürokrasi), ilmiye (din, eğitim ve hukuk bürokrasisi) ve kalemiye (sivil bürokrasi) şeklinde üç bölümden oluşurdu.
  • Bu üç sınıf üyelerinin Müslüman olma zorunluluğu vardı.
  • Bu sınıfların birlikteliği sayesinde Osmanlı Devleti güçlü bir merkezî otoriteye sahip oldu.

Seyfiye (Askeri Bürokrasi)

  • Kılıç sahibi anlamına gelen askerî sınıfı temsil ederlerdi.
  • Seyfiyenin Divân-ı Hümâyundaki temsilcileri vezir-i âzam, vezirler, kaptanıderya ve yeniçeri ağası idi.
  • Taşradaki temsilcileri eyaletleri yöneten beylerbeyi ile sancakları yöneten sancak beyleri idi.
  • Yönetim dışında askerlik görevi de bulunan seyfiye, ülkenin iç ve dış güvenliğinin sağlanmasından sorumluydu.

Kalemiye (Sivil Bürokrasi)

  • Genelde idari ve mali işlere bakarlardı.
  • Divândaki temsilcileri Anadolu ve Rumeli defterdarları ile nişancı idi.
  • Devletin iç ve dış yazışmaları, hazine arazileri ile ilgili kayıtların tutulması kalemiye sınıfının göreviydi.
  • Başta reisülküttap olmak üzere Divân toplantılarının bürokratik işlemlerini yürüten kâtipler ile ülke genelindeki her türlü yazışma işlerini yerine getiren memurlar da kalemiye sınıfına dâhildi.

İlmiye

  • Bu sınıfın mensupları medreselerde iyi bir eğitim gördükten sonra divanda ve diğer idari birimlerde görevlendirilirlerdi.
  • Divândaki temsilcileri kazasker, taşradaki temsilcileri ise kadılardı.
  • İlmiye sınıfında olan şeyhülislam, gerekli durumlarda divana katılırdı.
  • İlimle uğraşan müderrisler de bu gruba dâhildi.
  • Devlet idaresi, adalet, ilim ve tedris (eğitim-öğretim) gibi çeşitli vazifelerden sorumlu bir sınıftı.
  • Kazaskerler Divâna gelen davaları dinler ve karara bağlarlardı.
  • Şehir ve kasabalarda yargı ve adaletle ilgili görevleri kazaskerler adına kadılar yerine getirirdi.
  • Kadıların atanması, denetlenmesi ve terfileri bağlı bulundukları kazasker tarafından yapılırdı.
  • Osmanlı sınırları içerisinde açılacak medreselerin ve medreselerdeki müfredatın belirlenmesi, kadı ve müderrislerin tayin edilmesi de kazaskerlerin sorumluluğunda idi.
  • Yetki ve görev alanına giren konulardan biri de divanda alınan kararların İslam dinine uygun olup olmadığı yönünde fetva vermek idi. Bu yetki ilmiye sınıfının başı olan şeyhülislam tarafından kullanılırdı.
  • Osmanlı padişahları da kararlarını uygulamadan önce şeyhülislamdan fetva isterlerdi.

Kadılar

  • Osmanlı taşra teşkilatı içinde yer alan başlıca yönetim birimleri kaza, sancak ve eyalet idi. Kazaların başında ilmiye sınıfına mensup kadılar bulunurdu.
  • Kadıların idari, ilmî ve adli konularda oldukça geniş yetkileri vardı.
  • Kadılar bulundukları kazada devletin şeri ver örfi kanunlarını uygular, merkezden gelen emirleri yerine getirirdi. Bir yargıç olarak davalara bakardı.
  • Kadıların evlenme, boşanma, vakıf kurma, kiralama, vekâlet verme, alım satım gibi işlemlerin karara bağlanması gibi görev ve sorumlulukları da vardı.
  • Kadıların verdiği kararlar şeriye defterlerine kaydedilirdi.
  • Kadılar bulundukları kazada belediye hizmetlerini de yerine getirirlerdi.
  • Kazada merkezî otoritenin devamı ve asayişin sağlanmasından sorumlu subaşı ve asesbaşı gibi zabıta kuvvetlerinin başındaki görevliler de kadıya bağlıydı.
  • Kazalara bağlı nahiyelerde ise bütün bu görevler kadının atadığı naip tarafından yerine getirilirdi.

Osmanlı Eğitim Kurumları

  • Osmanlı Devleti’nde eğitim ve öğretim etkinliğinin yapıldığı en temel kurum medreseydi.
  • Medreselerde verilen eğitim ortaöğretim ve yükseköğretim düzeyindeydi.
  • Medreselerde dinî bilimler yanında tıp, matematik, fizik, kimya, tarih, coğrafya gibi bilimler de verilirdi.
  • Burada yetişenler Osmanlı İlmiye sınıfı içerisinde önemli mevkilere yükselirlerdi.
  • İlk Osmanlı medresesi Orhan Bey Dönemi’nde İznik’te açıldı. Orhan Gazi Medresesi adı verilen medresenin müderrisliğine dönemin meşhur âlimlerinden Mevlânâ Davud el-Kayserî atandı.
  • Osmanlı eğitim sisteminin gelişmesinde medrese ve âlimlerin dışında tekke ve zaviyelerle buradaki ariflerin de büyük katkıları oldu.
  • Tekkelerde tasavvufla yetişip kemâle ermiş kişiler (arifler) halka dinî ve ilmî konularda eğitim verdiler.

Akşemseddin (1390-1459)

  • Hacı Bayram Veli’nin müritlerinden olan Akşemseddin aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in lalasıdır.
  • İstanbul’un fethinden sonra kiliseden camiye dönüştürülen Ayasofya’da ilk Cuma namazını kıldırdı.
  • Amasya ve Osmancık medreselerinde tıp, eczacılık ve tasavvuf alanında çalışmalar yaptı.
  • Maddetü’l-Hayat adlı eserinde ilk defa bazı hastalıkların tohum adını verdiği mikroplardan kaynaklandığını öne sürdü.
  • Aynı eserinde Pateur’ den çok daha önce bazı hastalıkların kalıtım yoluyla geçtiğini söyledi.
  • Bedensel hastalıkların yanında ruh hastalıklarının da tedavisiyle uğraştı ve başarılı sonuçlar elde etti.

Uluğ Bey

  • Timur’un torunu ve Timur Devleti’nin dördüncü hükümdarıdır.
  • Matematik ve astronomi alanında yapmış olduğu çalışmalarla Türk İslam dünyasında nam kazandı.
  • Hükümdarlığı döneminde Semerkant’ta medrese ve rasathane inşa ettirdi. Burada astronomi alanında önemli çalışmalar yapıldı. Burada kullanılan en önemli gözlem araçlarından birisi Güneş’in meridyen geçişlerinin ölçüldüğü “meridyen kadranı” idi.

Ali Kuşçu (1403-1474)

  • İlk öğrenimini Semerkant’ta yaptı. Sonra Bursalı Kadızade Rumî ile Uluğ Bey’den matematik ve astronomi dersleri aldı.
  • Hazırladığı bir eseri Uluğ Bey’e sundu. Bu eser “Ay’ın Toprak Şekillerine Dair Risaleler” idi.
  • Semerkant Rasathanesinde müdürlük yaptı.
  • Doğu Türkistan Hakanı Uluğ Bey’in bir suikast sonucu öldürülmesine çok üzüldü ve hac bahanesiyle Semerkant’tan ayrıldı (1449).
  • Tebriz’e gelip Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın hizmetine girdi.
  • Fatih Sultan Mehmet’in daveti üzerine İstanbul’a yerleşti.
  • 200 akçe maaşla Ayasofya Medresesi müdürlüğüne getirildi.
  • İstanbul’a gelirken yolda hazırladığı Muhammediye adlı matematik konulu bir eseri Fatih Sultan Mehmet’e sundu.
  • Otlukbeli Savaşı sırasında yazdığı astronomiyle ilgili bir risalesine uğur niyetine “Fethiye” adını koydu.
  • 1474 yılında vefat eden büyük bilgin, Türkiye’deki ilk ve gerçek astronomi hocasıdır.

Osmanlı’da Sözlü Kültür

  • Türklerin İslamiyet’i kabulünden önce dinî törenlerde ve bazı sosyal etkinliklerde söylenen destanlar, okunan şiirler sözlü edebiyat ürünlerini oluşturmaktaydı.
  • Eski Türk destanlarında, şiirlerinde yer alan vatan sevgisi, kahramanlık gibi temalar Anadolu sözlü kültüründe yeniden şekillenmiştir.
  • Osmanlı esnaf teşkilatı içinde yetişen saz şairleri, sözlü edebî geleneği koruyarak âşıklar zümresinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
  • Koçaklamalarıyla tanınan Köroğlu, en önemli saz şairidir.
  • Köroğlu’nun Bolu Beyi’ne karşı yapmış olduğu mücadele; yiğitlik ve kavganın, haksızlığa karşı duruşun simgesi hâline gelerek şiirlere, türkülere konu olmuştur.
  • XV. yüzyıldan itibaren en çok görülen sözlü edebiyat ürünü halk hikâyeleridir.
  • Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber gibi çok bilinen aşk hikâyeleri halk arasında çok tutulmuştur.
  • Yazıcığlu Mehmed’in Hz. Muhammed’in özelliklerini, yüce ahlakını, örnek kişiliğini anlattığı manzum bir eser olan Muhammediye, halk arasında Kur’an-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap olma özelliğini yüzyıllarca korumuştur.
  • Köy seyirlik oyunları, kukla, karagöz, meddah ve orta oyunu sözlü kültürel geleneğin en zengin unsurlarını taşıyan tiyatro örnekleridir.
  • Edirne ve Topkapı saraylarında başlatılan helva sohbetleri de bir başka sözlü kültür geleneği olarak Osmanlı’daki üst ve orta sınıfı bir araya getirmiştir.
  • Türkülerin, ilahilerin, marşların söylendiği, oyunların oynandığı bu toplantılar XX. Yüzyılın ilk yarısına kadar sürmüştür.

Yazılı Kültür

  • Osmanlı’da yazılı kültür ürünleri Eski Anadolu Türkçesiyle XIII. yüzyıldan itibaren verilmeye başlanmıştır.
  • Yazılı edebiyatta da varlığını sürdüren destan geleneği bu dönemde Battalnameler, Danişmendnameler ve Saltuknameler gibi eserlerle karşımıza çıkmaktadır.
  • İslam dininin kavramlarını, düşünce sistemini yansıtan, belli bir tarikata bağlı olan şairler tekke ve tasavvuf edebiyatını oluşturmuştur.
  • Hoca Ahmet Yesevi’nin “hikmet” adını verdiği şiirleri bu edebî geleneğin temelini atmıştır.
  • Yesevi’nin hikmetleri Anadolu coğrafyasında ilahi, nefes, methiye, deme, nutuk, devriye, şathiye gibi türlerle karşımıza çıkmaktadır.
  • Alevi-Bektaşi halk şiirinin kurucusu olan Kaygusuz Abdal, nefes ve şathiyeleriyle ünlüdür.

Divan Edebiyatı

  • Oğuz Türklerinin Anadolu’da oluşturdukları Türk İslam kültürünü anlatan, Fars ve Arap edebiyatlarının yazım özellikleriyle gelişmiş klasik Türk edebiyatıdır.
  • Daha çok medrese eğitimi alan, şeriat bilgisine hâkim, yüksek eğitimli kişilerce okunup yazılan bu edebiyata “saray edebiyatı, yüksek zümre edebiyatı” gibi isimler de verilmiştir.
  • Divan edebiyatında Arapça ve Farsça kelimeler fazlaca kullanıldığından dili oldukça ağırdır.
  • Genellikle ilahi aşk, dinî ve tasavvufi konular işlenmekle birlikte toplumsal hiçiz ve mizah türlerinde de önemli eserler verilmiştir.
  • Osmanlı padişahları içinden de pek çok divan şairi çıkmıştır.

II. Murad Dönemindeki Kültürel Gelişmeler

  • Osmanlı padişahları içerisinde asıl kültür hareketlerini başlatan, koruyup geliştiren II. Murad bilinçli bir Türkçeciliğe sahip olup Türkçenin yozlaşmasına karşı tedbirler almıştır.
  • II. Murad Dönemi’nde âlim ve şairlerin çoğu eserlerini Türkçe yazmıştır.
  • Danişmendname (Türklerin Anadolu’yu fethini anlatan destan) ve Kâbûsname (Mercimek Ahmet’e ait nasihatname) gibi eserler II. Murad’ın gayreti ile yeniden Türkçeye tercüme ettirildi. Yine Osmanlı şiir mecmualarından olan Mecmûatü’n-Nezâir de II. Murad’a adandı.
  • Bilimsel ve kültürel çalışmalara verilen destek sayesinde Azerbaycan, Türkistan ve Arap Yarımadası’ndan tanınmış birçok bilim insanı Edirne ve Bursa’ya yerleşti.
  • II. Murad, birçok eserin yapılmasına öncülük ettiği için Ebü’l-Hayrat diye anıldı. Bursa Muradiye Cami ve Edirne Muradiye Cami kendi adını verdiği en büyük eserlerdir.
  • Sultan İkinci Murad, Ankara civarında Basıkhisar nahiyesinin yakınında yaptırdığı büyük köprünün geçiş ücretini Mekke ve Medine’deki yoksullara göndermek üzere ayırmıştır. Yine her yıl Surre-i Hümayun denilen özel memurlar ve hacılardan meydana gelen bir alayı Kâbe’ye göndererek mukaddes yerlerin bakım ve tamirini yaptırmıştır.

Şair Sultanlar

  • İyi bir eğitimden geçen Osmanlı şehzadeleri ve sultanları genelde musiki ve şiire ilgi gösterdiler.
  • Fatih Sultan Mehmet, güzel sanatların çeşitli dallarıyla ilgilendi. Özellikle resme, şiire ve müziğe büyük önem verdi. Fatih, genelde Avnî mahlasıyla şiirler yazdı.
  • II. Bayezid, büyük bir âlim ve sanatkâr bir padişah idi. Adlî mahlasıyla şiirler yazan II. Bayezid, Türkçenin Çağatay lehçesini ve Uygur harflerini de bilirdi.
  • Yavuz Sultan Selim, Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen ve bir Farsça divan tertip edecek derecede şiirler yazabilen büyük bir şairdi. Selimi mahlası ile yazdığı şiirlerinde coşku ön plandadır.
  • Osmanlı padişahlarında arasında en çok şiir yazan Kanuni Sultan Süleyman’dır.
  • Kanuni, şiirlerinde genelde Muhibbî mahlasını kullanmıştır. Biri Farsça olmak üzere iki divan sahibidir.

Osmanlı’da Şehir Planlaması

  • Osmanlı şehir kültürü birbirinden çok farklı etnik, dinî ve ekonomik yapılar üzerine tesis edildi.
  • Osmanlı Devleti’nde şehirler ticari faaliyetlerin yoğunlaştığı güzergâhlar üzerinde kuruldu.
  • Osmanlı şehirleri genelde iki parçalı işlevsel alana sahipti. Bunlardan biri Osmanlı merkezi iş sahası, diğeri konut alanlarıydı.
  • Merkezde çarşı denilen bölgelerde ekonomik, dinî, kültürel çeşitli faaliyetler yapılmaktaydı. Çarşı konumunun belirlenmesinde kale veya şehir surları, önemli yollar ve önemli kültürel alanlara yakınlık dikkate alınırdı.
  • Cami, bedesten (kapalı çarşı) ve imaret (yemek dağıtılan yer) klasik dönem Osmanlı şehir planına hâkim unsurlardı. Şehrin asıl merkezini bedestenler oluşturmaktaydı.
  • Bedestenler etrafında hanlar bulunmaktaydı.
  • Hanlar sadece geceleme ihtiyacını karşılayan yerler değil, aynı zamanda ticari işlevi de olan yapılardı. Şehrin kalbi durumunda olan bu mekânlar kâr getiren faaliyetler dışında eğitim, sağlık, yardımlaşma ve diğer faaliyetleri bünyesinde bulundurmaktaydı.
  • Şehir merkezinde bulunan diğer bir unsur ise sağlık, eğitim, kültürel hizmetleri sunan külliyeler idi. Osmanlı şehir merkezlerinde bulunan büyük camiler genelde külliye ile bağlantılıydı.
  • Önemli yapılardan biri de imarethanelerdi. Yoksullara, medrese öğrencilerine, tekkelerde kalanlara, yolculara yemek dağıtmak üzere kurulmuş olan imarethaneler, kamu hizmeti gören önemli hayır kurumları niteliğindeydi.
  • Osmanlı şehirlerinin fiziki yapısının ikinci kısmını ise mahalleler meydana getirirdi.
  • Türk evleri genelde çok katlı değildi. Bu evlerin birinci katı taştan yapılmış olup hizmet katı konumundaydı. Bu katta depo, çamaşır yıkama yeri, tuvalet ve mutfak yer alırdı.
  • Evin üst katı ise oturma alanı olarak kullanılan odalardan ibaretti. Odalar arasında eyvan denilen bir bölüm yer almaktaydı. Eyvan ve odalar sofaya veya hayata (avluya) açılmaktaydı.
  • Konut alanlarının ötesinde şehir halkına rahatsızlık veren endüstriyel faaliyetler ile kırsal kesimle bağlantısı olan zanaatkârlar yer alırdı. Bunlar dericiler, boyacılar, kesimhaneler, kasaplar, demirciler, çilingirler, bakırcılar, çömlekçiler, saraçlar, gıda maddesi satıcıları…

Osmanlı Mimari Anlayışı

  • Erken Dönem diye bilinen Osmanlı mimarisinin temel öğesini külliyeler, külliyelerin ana unsurunu ise camiler oluşturmaktaydı.
  • İznik’teki Hacı Özbek Cami, Süleyman Paşa Medresesi, Ulu Cami, Yıldırım Bayezid Bedesteni, Osmanlı Devleti’nin ilk hastanesi niteliğinde olan Yıldırım Darüşşifası bu dönemin mimari eserleri arasında gösterilebilir.
  • Osmanlı Devleti’nin kendine has üslubunu oluşturduğu Klasik Dönem’e geçiş, İstanbul’un fethiyle başladı. İlk kez merkezî kubbeli camilere yarım kubbeler eklenerek yeni camiler yapıldı. Bu camilerin yanına dinî, ekonomik ve sosyal ihtiyaçları karşılayacak alt yapı kuruluşlarını barındıran tesisler inşa edilerek külliyeler oluşturuldu. Bu nedenle bu döneme “Büyük Külliyeler Devri” de denilmektedir.

Mimar Sinan

  • Osmanlı Devleti’nde XVI. yüzyılda yetişmiş en büyük mimari ustası Mimar Sinan’dır.
  • İlk olarak Yavuz Dönemi’nde Osmanlı ordusuna katıldı.
  • Kanuni Dönemi’nde devletin tüm inşaat işlerinden sorumlu mimarbaşı olarak görevlendirildi.
  • Bu görevini II. Selim ve III. Murad dönemlerinde de devam ettirdi.
  • Dört yüzden fazla eseri mevcuttur.
  • Çıraklık eseri İstanbul’daki Şehzade Cami, kalfalık eseri Süleymaniye Cami, ustalık eseri Edirne’deki Selimiye Camidir.

Ahşap ve Taş İşlemeciliği

  • Ahşap işçiliğiyle uğraşan sanatkârlara “neccar” denilirdi.
  • Ağaç üzerinde veya diğer ahşap bir malzemede, mobilyada belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri yerleştirilerek yapılan süsleme sanatına “kakmacılık” denir.
  • Taş işçiliğinin en yaygın biçimini oyma ve kabartmalar teşkil eder. Bu uygulama taş üzerine nakkaşın hazırladığı resim iğneleme işleminin ardından kömür tozuyla ve silkme usulüyle zemine aktarılır, fırça veya kalemle tespit edildikten sonra taşçılar tarafından işlenerek yapılırdı.

Dokumacılık

  • Pamuk, keten, kadife, ipek, yün vb. malzemenin elde edilmesinden kullanıma hazır hâle gelene kadar geçirdiği sürecin tamamına verilen addır.
  • Özellikle ipek kumaşlar, Osmanlı törenlerinde yüksek sınıf kültüründe sosyal konum belirleyicisi olarak önemli bir yere sahipti.
  • Türk tarihinin en eski dönemlerinden itibaren dokumacılık sektörünün en önemli kolu kilim ve halıcılıktı.
  • Gördes düğümü ile yeniden dokunmuş olan Uşak halıları, madalyonlu ve yıldızlı halıların en güzel örneklerini teşkil etmiştir.

Çinicilik

  • Kil topraktan yapılan levhaların genellikle çiçek resimleriyle bezenip fırında pişirilmesi sanatıdır.
  • İznik ve Kütahya, Osmanlı Devleti’nin en önemli çini ve seramik merkezleri idi.
  • Osmanlı eserlerinde kullanılan çinilerde genelde Türk mavisi, domates kırmızısı, mor, sarı ve yeşil gibi renkler kullanılırdı.
  • Çinilerle bezenmiş Osmanlı eserleri arasında Bursa’daki Yeşil Cami ve Yeşil Türbe; Topkapı Sarayı ve İstanbul’daki birçok cami –özellikle Sultan Ahmet Cami- vardır.

Hat Sanatı

  • Yazı veya çizgi anlamına gelen hat, güzel yazma sanatıdır.
  • Hat sanatı ile uğraşanlara hattat denir.
  • İstanbul’un fethinden önce hat sanatı Amasya ve Edirne’de gelişmeye başladı. Bu şehirlerde önemli hattatlar yetişti.
  • XVI. yüzyılın ünlü hattatı Ahmet Karahisari’nin en önemli eseri Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine yazmış olduğu ve hâlâ Topkapı Müzesi’nde muhafaza edilen büyük ebattaki Kur’an-ı Kerim’dir.

Beylikten Devlete Osmanlı Medeniyeti Örnek Soru Çözümü

Osmanlı kuruluş döneminden itibaren uygulanan toprak sistemi ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

TARİH

BEYLİKTEN DEVLETE OSMANLI MEDENİYETİ

Osmanlı kuruluş döneminden itibaren uygulanan toprak sistemi ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

Sınava hazırlık uzun bir maraton. Kunduz ekibi olarak bu yolculukta yanında olmayı çok isteriz! Alanında uzman Profesyonel eğitmenler tarafından hazırlanan Soru Çözümü, binlerce soru ve çözümden oluşan Soru Bankası hizmetlerimizden faydalanabilirsin. Uygulamada senin için hazırlanmış , tüm konuları öğrenebileceğin premium içerik ders videolarını incelemeyi unutma!

Sınava hazırlanmanın en kolay yolu

Sınırsız video içerikler ve soru çözümleri ile sınava hazırlan

ÜCRETSİZ KAYDOL