Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti (1595-1774)
Konu Anlatımı Yazıları
Tarih
YKS

Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti (1595- 1774)

Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti konu anlatımı Kunduz eğitmenimiz tarafından hazırlandı! Bilmen gereken tüm detaylar ve sorular bu yazımızda!

18 dakikalık okuma
Kunduz Eğitmen tarafından yazıldı, 19.08.2021
Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti (1595- 1774)

Hesap Oluştur

Ücretsiz kaydol, sınırsız video içerikler ve soru çözümleri ile sınava hazırlan!

ÜCRETSİZ KAYDOL

 

Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti konusu TYT ve AYT Tarih için önemli ve soru gelen konulardan biri. Bu yazı, Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti başlığı altında; 1595- 1700 Yılları Arasındaki Siyasi Gelişmeler, XVII. Yüzyıl Siyasi Ortamında Osmanlı Devleti, Otuz Yıl Savaşları (1618-1648), XVII-XVIII. Yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nde Ticaret, Yeni Çağ Avrupası’nın Küresel Güçleri, Osmanlı Donanmasında Revizyon ve 1768- 1774 Yılları Arasında Osmanlı-Rus Mücadelesi konularını içeriyor. Kunduz Tarih eğitmenimiz Ayşenur Hoca tarafından senin için hazırlandı! Şimdi beraber Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti konusunu keşfedelim!

1595- 1700 Yılları Arasındaki Siyasi Gelişmeler

  • Haçova Muharebesi 1596
  • Zitvatorok Antlaşması 1606
  • Nasuh Paşa Antlaşması 1612
  • Serav Antlaşması 1618
  • Hotin Antlaşması 1621
  • Kasr-ı Şirin Antlaşması 1639
  • Vasvar Antlaşması 1664
  • Girit’in Fethi 1669
  • Bucaş Antlaşması 1676
  • Bahçesaray Antlaşması 1681
  • II. Viyana Kuşatması 1683
  • Karlofça Antlaşması 1699
  • İstanbul Antlaşması 1700

XVII. Yüzyıl Siyasi Ortamında Osmanlı Devleti

  • Osmanlı Devleti XVI. Yüzyılın sonlarına doğru batıda Avusturya, doğuda Safevilerle mücadele etmiştir.
  • Bu mücadeleler (iç isyanlar, değişen ticaret yollarının Osmanlı ekonomisine olumsuz etkisi, orduda düzenin bozulması) Osmanlı Devletinin üç kıtaya yayılmış topraklarında merkezi otoriteyi kaybetmesine neden olmuştur.

Osmanlı – Habsburg Mücadelesi

  • Kanuni Sultan Süleyman Döneminde 1526 Mohaç Meydan Muharebesi ile Osmanlı Avusturya ilişkileri başladı.
  • Avusturya 1533 de imzalanan İstanbul antlaşması ile Osmanlı Devletinin üstünlüğünü kabul etti. Avusturya Macaristan üzerindeki veraset iddialarından vazgeçti. Avusturya arşidükü yani Kralı Osmanlı vezir-i azamına denk sayıldı.
  • Uzun süre ılımlı seyreden Osmanlı-Avusturya ilişkileri 1533’te Orta Avrupa’da hâkimiyet kurma mücadelesi sebebiyle bozuldu.
  • 1596 yılında Haçova mücadelesi ile başlayan bu hâkimiyet mücadelesi 1606’da imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile sonuçlandı.

Zitvatorok Antlaşması (1606)

  • Avusturya’nın Macaristan için ödediği vergi kaldırıldı.
  • Avusturya arşidükü protokol bakımından Osmanlı padişahına denk sayıldı. Osmanlı Devleti dış politikada prestij kaybetti.
  • Bu antlaşma ile iki devlet arasındaki diplomatik ilişkilerde mütekabiliyeti (karşılıklı denk olma durumu) esası belirleyici oldu.

Habsburg Hanedanı

  • İlk kez 1273 yılında I. Rudolf döneminde Kutsal Roma Germen İmparatorluğuna katılan Habsburglar Avusturya’da 1278-1918 arası hüküm süren bir hanedandı.
  • Hollanda’yı, Macaristan’ı, Flemenekleri, Castilla(Kastilya) ve Aragonları evlilikler yolu ile egemenliğine aldı.
  • Dünya Savaşı’ndan sonra mutlak monarşilerle birlikte Habsburg Hanedanlığı da son buldu.

Osmanlı- Safevi İlişkileri

  • Safeviler Osmanlı Devletinin Doğu’da sınır komşusuydu.
  • Safevi Devleti’nin kuruluşundan itibaren Osmanlı şehzadelerini kışkırtması, İpek Yolu üzerinde denetim kurması, Osmanlı Devleti aleyhine ittifaklara girmesi, Şiilik propagandası yapması, Osmanlı devleti ile Safevi Devletinin sürekli mücadele etmesine sebep olmuştu.

1590 Ferhat Paşa Antlaşması – Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti

  • III. Murat döneminde Safevilerin Osmanlı Devletinin topraklarında ki yıkıcı bölücü faaliyetleri ve İran topraklarından geçen ticaret kervanlarını yağmalamaları tekrar savaşları başlattı.
  • 1590’da imzalanan Ferhat Paşa Antlaşması ile Tebriz, Karabağ, Dağıstan ve Şirvan gibi yerler Osmanlı Devleti’nin eline geçti. Osmanlı Devleti bu antlaşma ile doğudaki en geniş sınırlarına ulaştı.
  • III. Mehmet dönemindeki iç isyanlar ile Osmanlı-Avusturya mücadelesini fırsat bilen Safeviler; Tebriz, Nahcivan ve Erivan’ı ele geçirdi.
  • Ahmet döneminde Safevilerin saldırıları uzun süreli savaşlara dönüştü. Bu savaşlar 1612’de imzalanan Nasuh Paşa Antlaşması ile sona erdi.
  • Osman döneminde Osmanlı Devletinin Safeviler üzerine sefer düzenlemesi sonucu 1618 Serav Antlaşması imzalandı.

1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması

  • IV. Murat 1635’te İran üzerine düzenlenen Revan seferini bizzat komuta etmiştir.
  • Osmanlı ordusunun İstanbul’a dönmesiyle Safeviler tekrar saldırıya geçti. IV. Murat bunun üzerine Bağdat seferine çıktı. Bağdat Kalesi’ni aldı ve Safevilerle 1639’da Kasr-ı Şirin Antlaşmasını imzaladı.
  • Revan Safevilerde Bağdat Osmanlı Devleti’nde kaldı. İki taraf arasında Zağros Dağları sınır kabul edildi.
  • Osmanlı Devleti ile İran arasında ki yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması bazı küçük değişiklikler dışında bugünkü Türkiye-İran sınırını da belirledi.

Osmanlı – Lehistan İlişkisi

  • XVII. yüzyılın başlarında Lehistan‘ın Osmanlı Devleti’nin himayesinde bulunan Eflak, Boğdan ve Erden’in içişlerine müdahalesi ve Osmanlı topraklarına saldırılar düzenleyen Kazakları koruması üzerine II. Osman 1621’de Lehistan seferine çıktı. Bir ay devam eden mücadeleden her iki taraf da net bir sonuç alamadı.
  • Hotin seferinde yeniçerilerin yetersizliği anlaşılmış ve ilk defa genç Osman Yeniçeri Ocağını kaldırmak istemiştir.

1672 Bucaş Antlaşması

  • Rusya ve Habsburglarla yakınlaşan Lehistan 1672’de Osmanlı Devletinin himayesindeki Ukrayna’ya saldırdı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Lehistan’a sefer düzenledi iki taraf arasında 1672’de Bucaş Antlaşması imzalandı.
  • Podolya Osmanlı’ya Ukrayna ise Osmanlı’nın egemenliğindeki kazaklara bırakıldı.
  • Antlaşmaya göre Osmanlı Devletine yıllık ödemesi gereken vergiyi vermek istemeyen Lehistan antlaşmaya karşı çıktı. Antlaşmada yer alan vergi maddesi kaldırıldı.
  • 1676’da antlaşma ikinci kez imzalandı. Osmanlı Devleti bu antlaşma ile Batı’daki en geniş sınırlarına ulaştı.
  • Osmanlı Devleti Kutsal İttifak Savaşları sonrası imzalanan 1699’da Karlofça Antlaşması ile Podolya ve Ukrayna’yı Lehistan’a bırakmak zorunda kaldı.

Osmanlı – Venedik İlişkileri

  • Osmanlı-Venedik ilişkileri iki devlet için stratejik öneme sahip olan Akdeniz’de üstünlük kurma mücadelesi ile başladı.
  • Fatih Sultan Mehmet Venediklilere bazı imtiyazlar vererek iki devlet arasında ki ilişkileri uzun süreli barış sürecine girmesini sağladı. Bu barış süreci Osmanlı karşıtı ittifaklara Venediklilerin dâhil olmasını engelledi.
  • Kanuni Sultan Süleyman döneminde Akdeniz’de üstünlüğün Osmanlı Devletine geçmesi denizci bir devlet olan Venedikliler ile ilişkilerin bozulmasına neden oldu.

1669 Girit Adası’nın Fethi

  • II. Selim döneminde 1571 yılında Kıbrıs’ın alınması ile Venedikliler Akdeniz’de üs olarak kullanabilecekleri Girit’e yoğunlaştı. Venediklilerle birlikte Girit’e yerleşen Malta ve diğer Hristiyan deniz korsanlarının Türk ticaret ve Hac gemilerine zarar vermesi can ve mal güvenliğini tehdit etmesi dolayısıyla Osmanlı Devleti 1645 yılında Girit Adasını kuşattı.
  • Venedik bir taraftan Hristiyan Avrupa ile Osmanlı Devletine karşı yoğun diplomasi faaliyetine başladı. Diğer taraftan da Osmanlı Devleti’ni zor durumda bırakmak amacıyla Ege adalarına saldırıp Çanakkale Boğazı’nı abluka altına aldı. 1656’da İstanbul üzerine bir saldırı düzenledi.
  • Osmanlı Devleti ancak 1669 yılında Kandiye kalesini ele geçirerek Girit Adasını fethedebildi.

Osmanlı – Malta İlişkileri

  • Kanuni Sultan Süleyman 1522 yılında Rodos Adası’nı aldı.
  • Rodos’taki şövalyeler de Malta Adası’na yerleşti.
  • Malta II. Viyana Kuşatmasından sonra oluşturulan Kutsal İttifak’ın içinde yer aldı.

Osmanlı – Rusya İlişkileri

  • Rusya varlığını sürdürebilmek için sıcak denizlere inmek zorundaydı. Rusya’nın büyümesi için Osmanlı engelini aşması mutlak bir zaruretti.
  • 1681 Bahçesaray Antlaşması ile Özi Nehri Osmanlı Devleti ve Rusya arasındaki sınırı oluşturdu. Bu antlaşma Rus Çarlığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında yapılan ilk resmi antlaşmadır.

İstanbul Antlaşması (1700)

  • Rusya Osmanlı ordusunun Avusturya ve Venedik ile savaş halinde olmasından yararlanarak Karadeniz’e çıkmaya çalıştı. 1695 yılında Azak Kalesini kuşattı. Karadeniz’in kilidi olan bu kaleyi alamadı.
  • Çar I. Petro ertesi yıl Azak’ı nehirden ve karadan olmak üzere ikinci defa kuşatıp, ele geçirdi.
  • Azak kalesi 1700 İstanbul Antlaşması ile Rusya’ya bırakıldı. Böylelikle Rusya Karadeniz’e inme siyasetinde ilk adımı attı.
  • Bu antlaşmaya göre Rusya İstanbul’da elçi bulundurabilecekti.

Osmanlı – Avusturya İlişkileri

  • Avusturya Avrupa’nın geneline hükmeden güçlü Habsburg hanedanının yönetim merkezi konumundaydı.
  • 1526’da Kanuni Sultan Süleyman’ın Mohaç Muharebesinde Macar ordunu hezimete uğratması ile Macaristan toprakları Osmanlı Devleti kontrolüne girdi. Avusturya’nın Macar kralı ile akrabalık bağı olması nedeniyle Macaristan toprakları üzerinde hak iddia etmesi Osmanlı Devleti ile Avusturya’yı sonu gelmez bir mücadelenin içine sürükledi.
  • Avusturya’nın Osmanlı kontrolündeki Erdel’in içişlerine karışmasından dolayı Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Avusturya seferine çıktı. Osmanlı Devleti karşısında direnemeyen Avusturya barış antlaşması teklifinde bulundu.
  • İki taraf arasında 1664’te Vasvar Antlaşması imzalandı. Vasvar Antlaşması ile sağlanan barış ortamı Katolik Avusturya’nın Protestan Macarları mezhep değiştirmeye zorlaması ile bozuldu.

1683 II. Viyana Kuşatması – Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti

  • Merzifonlu Kara Mustafa Paşa IV. Mehmed’i ikna ederek hem Macarların yardım isteğinin yerine getirmek hem de Orta Avrupa’daki Avusturya’nın gücünü kırmak için Viyana üzerine sefer düzenledi.
  • Kırım Han’ı Lehistan Ordusu’nun Tuna’yı geçip Osmanlı ordusunu arkadan saldırmasına engel olamadı. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu ağır bir mağlubiyet aldı.
  • 1683 yılında Osmanlı Devleti için zirveden dönüş ve sonun başlangıcı demekti.

Kutsal İttifak

  • Viyana Kuşatması sonrasında Osmanlı Devleti’ni Avrupa’dan atmak için Papa’nın teşvikleriyle Avusturya, Rusya, Lehistan, Venedik ve Malta’nın yer aldığı Avrupa Hristiyan Birliği oluşturuldu.
  • Kutsal İttifak denilen bu Haçlı kuvvetleri 1683-1699 arası 16 yıl boyunca Osmanlı Devleti ile savaştılar.
  • Bu savaşlarda en ağır yenilgileri 1691 Salankamen ve 1697 Zenta’da almıştır.

1699 Karlofça Antlaşması

  • İngiltere ve Hollanda aracılığı ile Macaristan’ın Karlofça kasabasında Avusturya, Lehistan, Venedik ile Osmanlı Devleti arasında 1699’da Karlofça Antlaşması imzalandı.
  • Lehistan’a Podolya Venedik’e Mora ve Dalmaçya kıyıları Avustuya’ya ise Banat ve Temeşvar hariç Macaristan’ın tamamı verilmiştir.
  • Karlofça Antlaşması hükümleri ile Osmanlı reayası olan Katoliklere mezhep hürriyeti verilmesi Avusturya’nın iç politikaya müdahale etmesine imkân tanıdı.
  • Osmanlı Devleti Batı’da ilk kez toprak kaybetti.

Karlofça Antlaşmasının Önemi

  • Osmanlı Devleti ilk kez müzakere ederek bir antlaşma imzaladı. Bu barış antlaşmasının imzalanması her şeyden önce Osmanlı Devleti’nin saldırıdan savunmaya geçmesini simgelemekteydi.
  • Karlofça Antlaşması’ndan sonra devlet idaresinde bürokratik unsurlar askeri unsurlara göre daha fazla ön plana çıkmaya başladı.

Karlofça Antlaşması Sonrası Konjonktürel İttifaklar

  • Bu dönem Osmanlı Devleti’nin izlediği dış politikanın yeniden şekillenmesinde ve konjonktürel yani şartlara ve menfaate göre ittifaklar kurmasında da etkili oldu.
  • Fransa Osmanlı Devleti nezdinde giderek itibarını kaybetmeye başladı ve bu boşluğu İngiliz ve Hollandalılar doldurdu.
  • Doğu Akdeniz ticaretinde üstünlüğü elinde bulunduran Fransa ticari faaliyetlerde büyük düşüşlere başladı.
  • Osmanlı Devleti’ne karşı yapılan Haçlı Seferleri yerine Osmanlı ticaretinden daha fazla imtiyaz kopartma yarışına bıraktı. Ülkenin ekonomik kaynakları ile birlikte moral kaynağı da yok olmuş yüzyıllardır geliştirilen ve insanlara telkin edilen Müslümanların hâkim millet olduğu olgusu zedelenmiştir.
  • Artık Osmanlı ıslahatları kendi iç dinamiklerinden çok Avrupa ilham alınarak yapılmaya çalışıldı. Artık yenileşme hareketleri Osmanlı toplum ve siyasi hayatında ön plana çıktı. Osmanlı Devleti’nin belirli kesimleri Batı yaşam tarzının çekim alanına girdi.

Otuz Yıl Savaşları (1618-1648)

  • Martin Luther’in öncülük yaptığı reform hareketleri mezhep savaşları olarak da anılan Otuz Yıl Savaşlarının başlamasına neden oldu.
  • Westphalia barışı ile bu savaşlar son buldu ve hâkimiyet kavramı bu süreçle yeniden tartışmaya açıldı.
  • Roma Vatikan merkezli birleşik Avrupa yerini ulusal devlet merkezli parçalanmış bir Avrupa’ya bıraktı.

Otuz Yıl Savaşları’nın Nedenleri

  • 1555 yılında yapılan Ogsburg Antlaşması ile Kutsal Roma Germen İmparatoru ve Papalık Protestanlık’ın varlığını kabul etmek zorunda kalmıştı.
  • Avusturya ve İspanya Kralları Papa ile iş birliği yaparak Protestanlara ve Protestanlığı benimsemiş prenslere baskı kurmaya başlamıştır.
  • Ogsburg barış antlaşması ile yasaklanan kilise mallarının kamulaştırılmasına Protestan prensler tarafından devam edildi.
  • Dini sebeplerle başlayan savaşlarda Habsburg ve Fransa’daki Bourbon Hanedanlarının siyasi mücadelesinin de rolü vardır.

Otuz Yıl Savaşları’nın Tarafları

Protestan Birliği: Fransa, Danimarka, Bohemya, İsveç, Norveç, Hollanda, İngiltere, Protestan Alman Prenslikleri

Katolik Birliği: Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, İspanya, Avusturya, Bavyera, Katolik Alman Prenslikleri.

  • Önceleri Katolik kralların üstünlük kurduğu savaşı İsveç ve Fransa’nın savaşa katılması ve Portekiz’in İspanya’dan bağımsızlığını ilan etmesi ile Protestanlar kazandı.
  • Taraflar arasında 1648 yılında Westphalia Anlaşması imzalanmıştır.

1648 Westphalia Barışı

  • Westphalia Barışı ile Avrupa halkına mezhep seçme özgürlüğü tanındı.
  • Hollanda, İsviçre ve Portekiz gibi devletlerin bağımsızlığı kabul gördü. Modern devletler hukukunun temeli atıldı.
  • Habsburg Hanedanı’nın itibarı zedelendi. Almanya’da yerel hanedanlar öne çıktılar.
  • Brandenburg Prensliği giderek gülendi ve bir bakıma Prusya İmparatorluğu’nun yani Almanya’nın temelleri Westphalia’da atıldı.
  • Almanya yüzlerce küçük prensliğe bölündü.

1648 Westphalia Barışı’nın Değerlendirilmesi

  • Almanya 1871’e kadar siyasal birliğini tamamlayarak Orta Avrupa’da baskın güç olma şansını yitirdi.
  • XIX. Yüzyıla kadar kıta Avrupası’ndaki en güçlü devlet Fransa oldu.
  • Alman İmparatorluğu gibi Papalık da Westphalia’da darbe yedi.
  • Din özgürlüğü mefhumu Avrupa’da kesinlik kazandı.
  • Devletler kendi topraklarında mutlak egemen bir konuma yükseldi.
  • Avrupalı krallar kiliselerini milli hale getirdiler. Dini devletin tekeline aldılar.

Modern Devletler Hukukunda Westphalia Modeli

  • Westphalia modeline göre devletler devletlerarası hukukun eşit özneleri oldular.
  • Devletlerarası hukuk devletlerin kendi arzuları ile taraf oldukları antlaşmalarla belirlenecektir. Devlet kendi teması ve kendi toprakları üzerinde mutlak yetkiye sahip oldu.
  • Bu antlaşma Modern Avrupa’nın ve milli devletlerin doğuşunda da önemli bir yere sahiptir.
  • Westphalia Napolyon sonrasında Avrupa’nın yapısının belirlendiği 1815 Viyana Anlaşmasına kadar Avrupa Kamu Hukukunun temeli oldu.

XVII-XVIII. Yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nde Ticaret

  • XVII-XVIII. Yüzyıllarda Dünya ticaret yolları Coğrafi Keşifler ile iç denizlerden yani Akdeniz’den dış denizlere yani okyanuslara taşınmış olsa da Akdeniz hala üzerinde en fazla gemilerin dolaştığı alandı.
  • XVIII. Yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’nin dış ticaretinde Batı’nın üstünlüğü görülmekteydi.
  • Osmanlı Devleti kendi limanlarına yerleşmiş Batılı tüccarların kalıcı olmalarını sağlamak için onlara kapitülasyonlar tanıdı.
  • Batı bir yandan hammadde alımı diğer taraftan işlenmiş ürünlerin satılmasını güvence altına almaya çalışarak ticaret yollarını direkt geçiş güzergâhlarına egemenliği altına alma politikalarına yönelmişti. Bunların karşısında Osmanlı Devleti’nde ise bunalımlar yaşanmaktaydı.

Yeni Çağ Avrupası’nın Küresel Güçleri

  • XV-XVI. Yüzyıllarda Avrupa’da Yeniden Doğuş (Rönesans) adıyla anılan bir devir başladı.
  • Matbaanın icadı ve basım tekniğinin ıslahı bu gelişmeyi yaygınlaştırırken Portekiz ve İspanyolların önderliğindeki büyük Coğrafi Keşifler Dünya hakkındaki o zamanlara kadar gelen yanlış ve kısıtlı bilgilerin temelinden sarstı ve değiştirdi.
  • Coğrafi Keşifler Avrupa’ya umulmadık bir zenginlik sağladı.
  • Dünya Portekiz ve İspanyol bloğuna ayrıldı.
  • Dünya’nın bilinen ticaret yolları değişti. Ticaret sahası iç denizlerden dış denizlere taşındı.
  • Keşfedilen yeni kıtalardaki eski medeniyetler olan İnka, Aztek ve Mayalar acımasızca imha ve talan edildi.
  • Sömürgeci ülkeler işgücü ihtiyacını Afrika’dan taşınan kölelerle telafi etti.

İspanya ve Portekiz’in Denizcilik Faaliyetleri

  • XVI. yüzyılın sonlarına doğru İber yarımadasında İspanya Portekiz’i zapt ederek siyasi bütünleşmeyi sağladı. İspanya ve Portekiz’in sömürge imparatorlukları uzun ömürlü olmadı.
  • İspanyol deniz gücü 1588’de İngiltere’ye karşı girişilen mücadelede ağır bir mağlubiyete uğradı bu devletlerin sömürgelerine İngiltere ve Hollanda tarafından el konuldu.

Fransa Siyaseti ve Sömürgeciliği

  • Fransa 1580’li yıllardan sonra sömürge politikasına hız verdi. İlk sömürgeleri Güney ve Kuzey Amerika’da Karayip Denizi ve adaları oldu. Bu adalar o zamanlar sömürge politikası güden bütün Avrupa devletlerinin ele geçirmek istedikleri yerlerdi ancak bu bölgeye yönelik mücadelelerde Fransa İngiltere’ye karşı başarılı olamadı.
  • Fransa sömürgeci ülkeler arasında ilk defa Afrika kıtasına yönelen ülke oldu. Afrika sömürgeciliğinde en büyük gelir kaynağını köle ticareti teşkil etti.
  • Fransa Avrupa dışındaki sömürgelerinin pek çoğunu rakibi ve takipçisi olan İngiltere’ye terk etti.

İngiltere’nin Denizaşırı Güç Haline Gelmesi

  • İngiltere başta Amerika Kıtası olmak üzere yeni keşfedilen bölgelere kendi halkını yerleştirdi.
  • Avrupa’daki savaşları kendi sömürge imparatorluğunu genişletmek için fırsat olarak gördü. Kıta Avrupası’nda takip ettiği denge politikasında başarılı oldu.
  • Mali yönden Avrupa devletlerini finans kaynağı durumuna geldi.
  • Avrupa’da sürdürülen her savaş İngiltere için bir kazanç kapısı oldu.
  • İngiltere 1580’de Levant Company’i yani Doğu Akdeniz Ticaret Şirketinin kurdu. Bu şirket XVII. Yüzyıl’dan itibaren neredeyse ticari bir tekel haline dönüştü.
  • İngiltere Doğu’dan Batı’ya büyük bir coğrafyadaki kaynakları kontrol eden bir deniz imparatorluğu haline geldi. Bu süreçte en önemli rakibi Hollanda oldu.
  • İngiltere 1714’te Cebelitarık’ı işgal ederek Fransa ve İspanya’nın deniz güçlerini etkisiz hale getirdi.
  • Kıtalara yayılmış geniş toprakları güçlü donanması ve siyasi nüfuzu ile İngiltere’ye bu dönemde “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” unvanı verilmiştir. Bu unvanın verilmesinin nedeni İngiltere’nin Kuzey Yarım Küre’de sömürgelerinin ise Güney Yarım Küre’de bulunmasıdır.

Hollanda’nın Sömürge İmparatorluğuna Dönüşümü

  • 1648 Westphalia Barışı ile İspanya, Hollanda’nın bağımsızlığını resmen tanıdı.
  • Hollanda XVII. yüzyılda ticaret ve gemiciliğin gelişmesiyle hızla zenginleşti.
  • Ekonomik gelişmelerle birlikte güçlenen varlıklı tüccar ve bankerler Hollanda’da aristokratik bir cumhuriyetin de temellerini attı.

Rusya’nın Açık Denizlere Açılması

  • Çar I. Petro’dan itibaren sıcak denizlere inme ve dünya ticaretinde söz sahibi olma politikasını prensip edinen Rusya, kendisine yayılma alanı olarak Osmanlı coğrafyasını seçti.
  • Rusya, karşısında menfaatleri gereğince Osmanlı Devleti’ni destekleyen İngiltere ve Fransa’yı buldu.
  • Özellikle Kırım Rusya için çok önemliydi. Çünkü Kırım; Karadeniz’e, İstanbul’a, boğazlara ve Akdeniz’e açılmanın kapısı konumundaydı.
  • Rus Çarı I. Petro’nun bir diğer hedefi de Balkanlardaki Slavları kendine bağlamak oldu. Bu politikaya Panslavizm denir. Rusya böylece Balkanlar üzerinden de Ege ve Akdeniz’e açılabilecekti.
  • 1736’da Azak Denizi Rusya’nın kontrolüne geçti.
  • Rus donanması 1770’ de Çeşme’de Türk donanmasını yaktı.
  • Rusya 1783’te de Kırım’ı resmen topraklarına kattı.
  • Osmanlı Devleti 1792 Yaş Antlaşması ile Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etti.

Yeni Çağ’da İtalya

  • Ekonomisi genelde deniz ticaretine dayanan İtalya Coğrafi Keşifler sonrası uluslararası ticaretin Akdeniz’den okyanuslara taşınması ile XVII. yüzyılda uzun bir durgunluk dönemine girdi.
  • İspanyollar Günay İtalya’yı egemenlikleri altına aldılar. XVII. yüzyıl sonlarına doğru İspanya 1700-1713 arasın yaşanan veraset savaşı ile gücünü yitirince İtalya üzerindeki hâkimiyeti sona erdi.
  • Daha sonra İspanya’nın yerini Avusturya aldı. Avusturyalılar 1707’de Napoli’yi, Sardinya’yı, Sicilya’yı aldı. Kuzeybatı İtalya’da yer alan Savona Dükalığı 1720’de Sardinya Krallığı haline geldi.

Osmanlı’nın Karadeniz Hâkimiyetinin Zayıflama Süreci

  • Osmanlı Devleti XV. yüzyılda Karadeniz’de, XVI. yüzyılda ise Akdeniz’de hâkimiyetini tesis etmişti.
  • Osmanlı Devleti Karadeniz’de sadece imtiyaz tanıdığı ülkelerin yani Venedik, Fransa, İngiltere ve Hollanda’nın ticari gemilerinin ulaşmasına izin verdi.
  • Osmanlı Devleti’nin zayıflamasında ki en önemli dış etkenlerden biri Rusya’nın Çar I. Petro liderliğinde güçlü bir tehdit unsuru haline gelmesiydi.
  • 1700 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan İstanbul Antlaşması ile Azak Kalesi Rusya’ya bırakılmıştı. Böylece Rusya Karadeniz’e açılmak için sağlam bir üs edinmişti.
  • 1739 tarihli Belgrad Antlaşması’na göre Rusya Karadeniz’de gemi bulunduramayacak. Ancak Rus tüccarlar Osmanlı Devletinin gemileri ile ticaret yapabilecekti. Rusya Belgrad Antlaşması ile Azak’a hâkim olsa da bu antlaşma Rus gemilerine Karadeniz’de seyr-ü sefer yani gidiş geliş hakkı tanımadı.
  • 1770’te Çeşme’de demirli halde bulunan donanmanın Rusya tarafından yakılması Osmanlı Devleti için büyük bir felaket oldu.
  • Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1768’de başlayan Kırım ve Karadeniz hâkimiyeti mücadeleleri iki devlet arasında 1774 tarihinde imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile son buldu.
  • Kırım Osmanlı’dan ayrıldı, bağımsız oldu. Rusya 1783’te Kırım’ı işgal ederek topraklarına kattı.
  • 1792 tarihinde Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Yaş Antlaşması ile Osmanlı Devleti Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu resmen kabul etti.

Osmanlı Devleti’nin Akdeniz Hâkimiyetinin Zayıflama Süreci

  • Coğrafi Keşifler sonrası Atlas Okyanusu’na komşu olan ülkelerin ticareti gelişince Akdeniz ticareti eski önemini yitirdi. Bu durumdan en çok Venedik ve Ceneviz gibi Akdeniz ticaretinde söz sahibi olan ülkeler olumsuz etkilendi. Osmanlı Devleti de keşiflerden olumsuz etkilenen ülkelerden oldu.
  • Deniz ticaretini canlı tutmak isteyen Osmanlı Devleti Avrupalı Devletlere kapitülasyonlar verdi. Bu durum Akdeniz ve Karadeniz’deki ticaretin yabancı devletlerin tekeline girmesine sebep oldu.
  • Ümit Burnu’nun keşfi, Baharat Yolu’nun ticari önemini azalttı.
  • Diğer taraftan Amerika’nın keşfi ve diğer keşifler zinciriyle Avrupa ülkeleri yönünü batıya veya farklı alternatif ticaret yollarına çevirdi.
  • 1645’te Doğu Akdeniz’de Osmanlı Devleti ile Venedik arasında başlayan mücadelelerde donanmadaki eksiklikler ortaya çıkmaya başladı, kürekli gemiler yerine yelkenli gemilere geçiş başladı.
  • Avrupa devletleri savaş dönemlerinde denizde düşmanlarını yıpratmak amacıyla izinli korsanları kullandı. Bu durum da ticareti olumsuz etkiledi.
  • Korsan saldırılarının önlenememesi bu tarihlerde Osmanlı Devleti’nin kendi sularına hakim olamadığının bir göstergesidir.

Osmanlı Donanmasında Revizyon

Kadırga: Kürekli gemi

Kalyon: Yelkenli gemi

  • 1534 yılından itibaren Barbaros (Kızıl Sakal) Hayrettin Paşa ile birlikte Osmanlı Devleti kendine has bir gemi inşa etme ve donanma oluşturma yoluna gitti. Bu modele Barbaros Hayrettin Paşa Modeli denir.

Osmanlı Devleti’nde Garp Ocakları

  • Garp Ocakları; Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’daki üç eyaletine (Tunus, Cezayir, Trablusgarp) verilen ortak addır.
  • Barbaros Hayrettin Paşa Cezayir’in, Koca Sinan Paşa ile Kılıç Ali Paşa Tunus’un, Turgut Reis Trablusgarp’ın fethinde görev almışlardır.
  • Garp Ocakları XVI. ve XVII. yüzyılda deniz ticareti ve korsanlık ile zenginleşmişlerdir.
  • Başlangıçta merkezden gönderilen beylerbeyi tarafından yönetilmişlerdir. Osmanlı merkezi gücü zayıflayınca Garp Ocaklarında yerel yönetim güçlenmiştir.

1700- 1774 Yılları Arasındaki Siyasi Gelişmeler

  • Prut Antlaşması 1711
  • Pasarofça Antlaşması 1718
  • Patrona Halil İsyanı 1730
  • Ahmet Paşa Antlaşması 1732
  • Belgrad Antlaşması 1739
  • Kapitülasyonların Sürekli Hâle Gelmesi 1740
  • Kerden Antlaşması 1746
  • Çeşme Baskını 1770
  • Küçük Kaynarca Antlaşması 1774

XVIII. Yüzyılın Başlarında Osmanlı Devleti’nin Toparlanma Çabaları

  • Osmanlı 1966 Karlofça ve 1700 İstanbul antlaşmalarında kaybettiği yerleri alabilmek için Rusya, Avusturya, Venedik ile mücadele etti. Ayrıca doğuda da İran ile mücadele edildi.
  • Bu dönemde padişah II. Mustafa’nın devlet işlerinden uzaklaşıp zamanının çoğunu Edirne’de geçirmesi yeniçeriler ve İstanbul halkı arasında huzursuzluğa neden oldu. Huzursuzluk 1703 yılında büyük bir isyana dönüştü. İsyancılar İstanbul’da idareyi ele aldıktan sonra Edirne’ye gelerek II. Mustafa’yı tahttan indirip yerine kardeşi III. Ahmet’i geçirdi. Bu olaya Edirne Olayı denir.
  • III. Ahmet Lale Devri boyunca padişahlık yapmıştır. Avrupa’daki gelişmeleri inceleme fırsatı bulmuş ve matbaanın Osmanlı Devleti’ne gelmesi için çaba sarf etmiştir.

Osmanlı – Rus İlişkileri

  • Rusya hem Balkanlardaki Slav topluluklarını Osmanlı Devleti’ne karşı isyana kışkırtıp hem de İstanbul Antlaşmasına aykırı biçiminde Osmanlı sınırına kaleler yaptı.
  • Osmanlı Devleti’nin kendisine sığınan İsveç Kralı’nı sınır dışı etmemesinden dolayı gergin olan ortam bir Osmanlı-Rus savaşına dönüştü.
  • 1711 yılında Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı Devleti ordusu ile Kırım kuvvetlerinin Prut Irmağı kıyısındaki hücumları karşısında direnemeyen Çar I. Petro ve ordusu kısa sürede kuşatıldı. 1711 yılında Prut Antlaşması imzalandı.

Prut Antlaşması – Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti

  • Bu antlaşma ile Rusya Azak Kalesi’ni Osmanlı Devleti’ne geri verdi ve İstanbul’da elçi bulundurma hakkından vazgeçti.
  • Rusya, Lehistan’ın iç işlerine karışmamayı kabul etti.
  • Çar I. Petro, ordusunu Prut bataklıklarından kurtararak diplomatik bir zafer kazandı.
  • Prut’tan sonra Rus ordusu yönünü Kafkaslara, Azerbaycan’a, İran’a ve Türkistan’a çevirdi.

Osmanlı-Venedik-Avusturya İlişkileri

  • XVIII. yüzyılın başlarında Venedik, Karlofça Antlaşmasına aykırı olarak Akdeniz’deki Osmanlı ticaret gemilerine zarar vermeye başladı. Ayrıca Karadağlıları Osmanlı Devleti’ne karşı isyana teşvik edince Osmanlı Devleti 1715 yılında Venedik’e savaş ilan etti.
  • Osmanlı, Venedik’in eline geçmiş olan Mora yarımadasını geri aldı.
  • Avusturya 1715 yılında Osmanlı Devleti’ne savaş açtı.
  • Avusturya, 1716 Petervaradin Muharebesi’nde başarılı olmasından cesaretlenerek Osmanlı topraklarında hızla ilerledi ve Macaristan, Temeşvar ve Belgrad’ı ele geçirdi. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa savaşa son vermek istedi.
  • Kapitülasyonlar nedeniyle Osmanlı topraklarında çıkarları bulunan İngiltere ve Hollanda’nın arabuluculuğuyla Avusturya ve Osmanlı Devleti arasında 1718’de Pasarofça Antlaşması imzalandı.
  • Bu süreçte Moro Osmanlı’da kaldı. Dalmaçya kıyıları Venedik’e bırakıldı. Belgrad, Temeşvar ve Kuzey Sırbistan Avusturya’ya bırakıldı.
  • Osmanlı Devleti 1739 Belgrat Antlaşması ile Belgrat’ı geri aldı.

Osmanlı-Safevi İlişkileri

  • İran’daki iç karışıklıklar Afganların 1722 yılında İsfahan’dan başlattıkları İran işgali, Rusların Hazar Denizi’nin batı kıyıları boyunca Kafkasya’da ilerleyişi Osmanlı Devleti’nin bölgeye müdahale etmesini zorunlu hâle getirdi.
  • Osmanlı Devleti 1723 yılında İran topraklarının bütünüyle Rusya’nın eline geçmesini önlemek üzere harekete geçmişti.
  • Osmanlı ordusu ile Rus ordusu karşı karşıya geldi. 1724 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında İstanbul antlaşması imzalandı.
  • Bu antlaşma ile İran’ın kuzeydeki toprakları Osmanlı ve Rusya arasında paylaşıldı.
  • Osmanlı kuvvetleri 1731’de Safevi kuvvetlerini bozguna uğrattı. 1732’de imzalanan Ahmet Paşa Antlaşması ile Aras Nehri’nin kuzeyindeki Azerbaycan toprakları Osmanlılara kalırken Tebriz, Kirmanşah, Hamedan ve Luristan İran’a bırakıldı.
  • Nadir Han 1733’te Bağdat Seferi’ne çıktı ve Osmanlı kuvvetlerini mağlup ederek Kerkük, Necef ve Kerbela’yı ele geçirdi ama Bağdat’ı kuşattıysa da alamadı.
  • Osmanlı Devleti ile İran arasında uzun süren mücadelelerden bir sonuç alınamaması üzerine 1746 yılında iki devlet arasında Kasr-ı Şirin Antlaşması şartlarını içeren Kerden Antlaşması imzalandı.
  • XVIII. yüzyılda Osmanlı- İran arasında yaşanan son savaşlar Kerim Han’ın İran’ın başına geçip Basra’yı işgal edip Bağdat ve çevresini yağmalaması üzerine yeniden başladı. İran, bu savaşlar sırasında hem Osmanlı Devleti’ne kaptırdığı toprakları hem de Rusya’ya bıraktığı Azerbaycan’ı geri aldı.
  • Savaşlar Osmanlı birliklerinin karşı taarruza geçerek Basra’yı geri almasıyla sona erdi.

1768- 1774 Yılları Arasında Osmanlı-Rus Mücadelesi

  • Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Karadeniz ve Kırım’ın hâkimiyetinden dolayı 1768-1774 yılları arasında yaşanan kara ve deniz savaşları Osmanlı Devleti’nin ağır mağlubiyetiyle sonuçlandı.
  • Rusya 1770 yılında Çeşme’de Osmanlı donanmasını yaktı.
  • Bu mağlubiyetler ardından Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1774 tarihli Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı.  

1774- Küçük Kaynarca Antlaşması

  • Bu antlaşma ile Kırım bağımsız oldu ve sadece halkı dinî bakımdan halifeye bağlandı.
  • Osmanlı Devleti 1792 Yaş Antlaşmasıyla Kırım’ın Ruslara ait olduğunu kabul etti.
  • Rus gemilerinin iki ülkenin topraklarını çevreleyen denizlerde serbestçe dolaşması kabul edildi.
  • Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödedi.
  • Rusya, gerekli gördüğü Osmanlı Devleti yerleşim birimlerinde konsolosluklar açıp kapitülasyonlardan yararlanma hakkı elde etti.

Osmanlı- Rus Mücadelesinin Doğurduğu Sonuçlar

  • Osmanlı Devleti hem iç işlerinde hem de uluslararası ilişkilerde dış güçlerin müdahalesine açık hâle geldi.
  • Rusya, tarihinde ilk defa Karadeniz’e çıktı ve İstanbul dâhil tüm Karadeniz sahilleri Rus donanmasının saldırılarına açık hale geldi. Bundan dolayı İstanbul’u muhtemel bir saldırıdan korumak amacıyla Boğaz girişinde beş kale yapıldı.
  • Karadeniz’e açılan Rusya boğazları da tehdit etmeye başladı. Bu durum diğer Avrupa devletlerini Osmanlı- Rus rekabetinin içine çekti.
  • Rusya, Osmanlı Devleti himayesindeki Ortodoks halkların koruyuculuğunu alarak sürekli Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahale etme fırsatı buldu.
  • Rusya, İngiltere ve Fransa’ya tanınan kapitülasyonların aynısını elde etti. Bu hak ile Ruslar güneye inme veya sıcak denizlere açılma politikasında büyük bir ilerleme kaydetti.
  • Rus ticaret gemileri Karadeniz ve Akdeniz’de serbest dolaşım hakkı elde etti. Böylece Ruslar tarihi emellerine ulaştı.
  • Rusların İstanbul’da daimi elçi bulundurmaları, istedikleri şehirde konsolosluk açmaları Osmanlı Devleti’ndeki tüm gelişmelerden haberdar olmalarını sağladı.
  • Ayrıca konsoloslukları sayesinde Balkan milletleri ile yakın temasta bulunarak Panslavizm politikası için uygun zemin hazırlama imkânına da kavuştu.

Osmanlı-Rusya-Avusturya İlişkileri

  • Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya mağlup olmasını fırsat olarak gören Avusturya, Osmanlı topraklarını ele geçirmeye başladı. Avusturya ve Rusya ittifakı kuruldu.
  • 1789’da yaşanan Fransız İhtilali’nin milliyetçilik akımından etkilenen Avusturya Osmanlı Devleti ile 1791’de Ziştovi Antlaşması’nı imzalayıp bölgesindeki gelişmelerle ilgilenmek için geri çekildi.
  • Rusya da Avusturya’ya benzer bir tutum içine girerek Osmanlı Devleti ile 1792’de Yaş Antlaşması’nı imzaladı.
  • Yaş Antlaşması ile Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabullendik.

Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti Örnek Soru Çözümü

XVII. yüzyıl başlarında Avrupa'da meydana gelen ve yaklaşık çeyrek asırdan fazla süren gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

TARİH

DEĞİŞEN DÜNYA DENGELERİ KARŞISINDA OSMANLI SİYASETİ

XVII. yüzyıl başlarında Avrupa’da meydana gelen ve yaklaşık çeyrek asırdan fazla süren gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti konusunu tam olarak anlamak için senin de tahmin edeceğin üzere bol bol soru çözümü yapmak da çok önemli. Çünkü bilgileri öğrendikten sonra, soruların içinde nasıl yer aldığını görerek konuyu pekiştirmen gerekiyor. Kendi kaynaklarına ek olarak Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti konusuna dair MEB tarafından yayınlanan Kazanım Testlerini de çözmeni tavsiye ediyoruz. Kunduz’da şu ana kadar, Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti konulu binlerce soru alanında uzman Tarih eğitmenleri tarafından çözüldü. Daha fazla Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti sorusu ve detaylı çözümlerini görmek istersen, aşağıdaki butona tıklayabilirsin!

☀️☀️☀️

Her ders için değişmeyen kilit nokta bol bol soru çözümü ile pratik yapmak. Çözemediğin sorulara yanıt bulmak istiyorsan sınava hazırlık sürecinde Kunduz hep yanında! Profesyonel eğitmenler tarafından hazırlanan Soru Çözümü, binlerce soru ve çözümden oluşan Soru Bankası hizmetlerimizden faydalanabilirsin.
Uygulamada senin için hazırlanmış , tüm konuları öğrenebileceğin premium içerik ders videolarını incelemeyi unutma!

Sınava hazırlanmanın en kolay yolu

Sınırsız video içerikler ve soru çözümleri ile sınava hazırlan

ÜCRETSİZ KAYDOL